Müzakerede Öncesi İsrail'e Mühimmat Koridoru - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Pazartesi, Nisan 20, 2026

Müzakerede Öncesi İsrail'e Mühimmat Koridoru

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken ve müzakere öncesi gerilim giderek tırmanırken, bugün farklı bir perspektiften meseleyi ele almak istiyorum. 1948’den bu yana yaşanan süreçte tekrar eden bir örüntü var: ateşkesler ve bu ateşkeslerle eş zamanlı olarak kurulan hava köprüleri. Bu videoda, tarih laboratuvarında defalarca test edilmiş ve her seferinde benzer biçimde tekrar eden bu İsrail–ABD savaş stratejisini mikroskop altına alarak, bugün yaşanan gelişmelere bu çerçeveden bakmaya çalışacağız. 

28 Şubat 2026’da ABD-İsrail saldırılarıyla süreç başladı; binlerce İranlı öldü, İran Hürmüz’ü kapattı. Trump 48 saat, 5 ve 10 gün süre vererek tehditleri artırdı. 8 Nisan’da 2 haftalık ateşkes ilan edildi, ancak 21 saatlik görüşmeler sonuçsuz kaldı. 13 Nisan’da ABD Hürmüz’e deniz ablukası başlattı. 16 Nisan’da İsrail-Lübnan ateşkesi sonrası İran 17 Nisan’da Hürmüz’ü açtı, ABD ise beklenmedik biçimde ablukayı sürdüreceğini duyurdu. Trump’ın müzakere bitene kadar ablukanın devam edeceğini söylemesi İran’a atılan bir gol gibi görünüce 18 Nisan’da İran yeniden Hürmüzü kapattığını duyurdu. Süreç, askeri baskıdan müzakere zorlamasına evrilen kritik bir güç mücadelesine dönüştü. 

100 doların üzerine çıkan petrol, 90 doların altına inerken, boğazın yeniden kapanmasıyla bir kez daha tırmanmaya başladı. Aç-kapa salvolar, Trump’ın dengesiz git-gelleri bu süreçte hiçbir şeyin öngörülemezliği gerçeğini ortaya kouyor. 

Axios’a göre yeni tarih Pazar günüydü. Ancak boğazdaki yeniden kapanma süreci ardından kriz yeniden tırmandı. 

İran Meclis Başkanı, X üzerinden doğrudan Donald Trump’ın açıklamalarına cevap verdi. “Bir saatte ortaya attığı 7 iddianın tamamı yalan” diyerek Washington’un söylem üstünlüğünü kırmaya çalıştı. En kritik cümle ise şuydu: “Hürmüz Boğazı’nın açık mı kapalı mı olduğu ve kuralları sosyal medya değil, sahadaki durum belirler.” Bu ifade, İran’ın Hürmüz’ü artık diplomatik değil, askeri egemenlik alanı olarak gördüğünü ilan etti. 

Kaynaklara göre, ABD’nin hem sahadaki ablukayı sürdürmesi hem de masada “aşırı talepler” dayatması nedeniyle Tahran yönetimi yeni tur görüşmelere onay vermedi. Pakistan’da Pazar günü yapılması planlanan görüşmeler de askıya alındı. 

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı ise sürecin geldiği eşiği açık bir dille ortaya koydu: “Ya haklarımızı müzakereyle alacağız ya da savaş alanına döneceğiz.” Bu, klasik bir diplomatik mesaj değil; doğrudan stratejik kırılma ilanı. 

Bu sırada Lübnan hattında da ateşkesin ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıktı. Lübnan'ın güneyinde Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) unsurlarına yönelik saldırı, İsrail ile Lübnan arasında 16 Nisan 2026'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen 18 Nisan 2026 Cumartesi sabahı gerçekleşt. Olayda 1 Fransız askeri öldü ikisi ağır üç asker yaralandı. Saldırının, UNIFIL devriyesinin çatışmalar nedeniyle izole kalan mevzilere giden yolları açmak için patlayıcı madde temizliği yaptığı sırada gerçekleştiği öğrenildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Hizbullah’ı işaret ederken, Hizbullah bunu reddetti. Bu gelişme, sahadaki çok aktörlü yapının ateşkesi her an bozabilecek kırılganlıkta olduğunu gösterdi. İsrail’e, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı Unra’yı (UNRWA) terör örgütü ilan etmesine çıt çıkaramayan Batı, İsrail’in 1 numaralı şüpheli olduğu böyle bir saldırıda bile İsrail’i hedef göstermeye cesaret bile etmekten uzak. 

İsrail, ateşkese rağme, Lüban güneyinde sivil yerşeim alanlarını havaya uçurmaya devam ederken, son gelen haberlere göre müzakere için yeni tarih Salı’ya işaret ediyor. 8 Nisan’da İslamad’da yapılan ateşke 2 haftayı kapsıyor ve 14 günlük bu süreç 21 Nisan’da sona eriyor. Bu durumda en geç 21 nisana kadar ya ateşkesin uzatılması ya da bir anlaşma sağlanması gerekiyor. 3. Yol ise ateşkesin bitmesiyle savaşın yeniden başlaması. 

Bu tarihe işaret etti. Trump. 19 Nisan’da yani bugün Pakistan’da yapılacak görüşmeler öncesi yaptığı paylaşımda, “İran’ın son bir şansı var” dedi. “Anlaşmayı kabul etmezlerse İran’daki tüm elektrik istasyonlarını ve köprüleri yok edeceğiz” diyerek filmi geri sardı.

Fox News muhabirine verdiği demeçte ise “Bu anlaşma imzalanmazsa bütün ülke patlayacak” diyerek tehdidin dozunu daha da artırdı. 

Donald Trump, ilk paylaşımında ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İslamabad’da yapılacak görüşmelere katılacağını duyurdu. Ancak kısa süre sonra yaptığı ikinci açıklamada, güvenlik gerekçeleri ve zaman darlığını öne sürerek Vance’in programa dahil olmayacağını bildirdi. Bunun yerine, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın müzakere heyetinde yer alacağını açıkladı. 

Tahran cephesinde ise farklı bir tablo vardı. Tasnim Haber Ajansı’na göre İran yönetimi, ABD’nin Hürmüz’e yönelik deniz ablukasını sürdürmesi nedeniyle Pakistan’a bir müzakere heyeti gönderme konusunda henüz karar vermediğini duyurdu. Bu açıklama, diplomatik sürecin askıya alınabileceğine işaret etti.

 

Bunun üzerine Trump, yeni bir çıkış yaparak “İranlılar, kendilerine çok sert bir saldırı hazırlanırken hâlâ ders almamış gibi görünüyor” ifadelerini kullandı. Bu sözler, müzakere zemininin zayıfladığını ve gerilimin yeniden askeri eşiğe yaklaştığını gösterdi.

ABC’ye konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili de Trump’ı yalanlayarak Vance’in İslamabad’da yapılacak görüşmelere katılacağını duyurdu.

Öyle anlaşılıyor ki washington yönetimi Trump’ın yarım aklıyla devletten çok köy kahvesine dönmüş durumda. Açıklamlar ve çelişkiler akıp gitmeye devam ediyor. 

Yemen'deki Ensarullah direniş hareketinin üst düzey bir üyesi, Hossein al-Ezzi, Cumartesi günü X hesabından yayınladığı bir gönderide, "Sana'a, Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapatma kararı alırsa, kimse onu açamaz" dedi. Ezzi, ABD Başkanı Donald Trump'ı kışkırtıcı kararlar almaktan kaçınmaya ve Müslüman ulusların haklarına saygı göstermeye çağırdı ve ABD başkanını ve müttefiklerini Bab el-Mandeb Boğazı'nın kapatılması konusunda uyardı.  

Diğer tarafta Lübnan hattında ateşkesin sahaya tam yansımadığı görüldü. Güney Lübnan’da, özellikle sınır hattında İsrail Savunma Kuvvetleri ile Hizbullah arasında çatışma haberleri gelmeye devam etti. 

Sahaya yansıyan en dikkat çekici görüntülerden biri ise bir İsrail askerinin, Güney Lübnan’daki operasyonlar sırasında bir İsa Mesih heykelini baş kısmından parçalayarak tahrip ettiğini gösteren fotoğraf oldu. Bu görüntü, yalnızca Müslümanlara değil, aynı zamanda Hristiyanların kutsallarına yönelik ihlalleri de gündeme taşıması bakımından uluslararası kamuoyunda tartışma oluşturdu. 

Aynı gün içinde Deir Siryan bölgesinden de sıcak çatışma haberleri geldi. Yerel kaynaklara göre İsrail güçlerinin ilerleme girişimine karşılık, Hizbullah unsurları bölgede doğrudan karşılık verdi. Bu gelişmeler, ilan edilen ateşkese rağmen sahadaki fiili durumun hâlâ son derece kırılgan ve çatışmaya açık olduğunu ortaya koydu. 

İsrail bu ateşkesi bozacak. Çünkü tarihte bunun hiçbir istisnası olmadı.

 

1. 1948 Arap-İsrail Savaşı (Nekbe)

  • Askeri Durum (Zayıflama → Kritik Eşik): İsrail ordusu kuruluşunun ilk günlerinde ağır silahlardan yoksundu. Kudüs kuşatıldı ve Arap birlikleri Eski Şehir’i ele geçirerek İsrail’e ağır darbeler vurdu.
  • ABD/Lojistik Müdahale: İngiltere ve ABD’nin silah ambargosu görünümündeki "göz yumma" stratejisiyle, Yahudi sermayesi üzerinden bölgeye yoğun silah ve para akıtıldı. Sovyetler üzerinden Çekoslovakya’dan uçak ve ağır silah sağlayan bir hava köprüsü kuruldu.
  • Ateşkes ve Tahkimat: 11 Haziran 1948’de sağlanan ateşkes, İsrail’in nefes almasını sağladı. Bu dört haftalık arada İsrail, ordusunu ağır silahlar ve avcı uçaklarıyla yeniden donattı.
  • Toparlanma → Üstünlük: Ateşkesin ardından İsrail, daha organize ve saldırgan bir şekilde sahaya dönerek Filistin topraklarının %78’ini işgal etti.

2. 1973 Yom Kippur Savaşı

  • Askeri Durum (Zayıflama → Kritik Eşik): Mısır ve Suriye'nin sürpriz saldırısıyla Bar Lev Hattı çöktü; İsrail ilk haftada 800 asker ve 200 tank kaybetti. Savunma hatları yarıldı ve İsrail ordusu stratejik bir çöküşün eşiğine geldi.
  • ABD/Lojistik Müdahale (Operation Nickel Grass): ABD, 14 Ekim’de tarihin en büyük askeri hava köprülerinden birini başlattı. 22.000 ton mühimmat, yedek parça ve SAM füzelerini kör eden elektronik karıştırıcılar doğrudan cepheye ulaştırıldı.
  • Ateşkes ve Toparlanma: ABD yardımıyla güçlenen İsrail, Kanal’ın batı yakasına geçerek Mısır 3. Ordusunu kuşattı. BM’nin 338 sayılı kararıyla gelen ateşkes, İsrail’in askeri üstünlüğü yeniden kurduğu anda ilan edildi.

3. 7 Ekim 2023 Sonrası Gazze Savaşı

  • Askeri Durum (Zayıflama → Kritik Eşik): Aksa Tufanı ile İsrail’in "yenilmezlik" miti yerle bir oldu ve savunma hatları 29 noktadan yarılarak ilk 24 saatte tamamen çöktü.
  • ABD/Lojistik Müdahale: 11 Ekim’de ABD silahlarını taşıyan ilk uçak Nevatim Üssü’ne indi. ABD, 8 ayda 14 bin adet 2 bin librelik bomba dahil devasa bir mühimmat akışı sağladı.
  • Ateşkes Dinamikleri: Kasım 2023’teki geçici ateşkes, İsrail tarafından istihbarat toplama ve birliklerini güneye kaydırma molası olarak kullanıldı. Ocak 2025 ve sonrası için öngörülen süreçlerde de ateşkesler, İsrail'in askeri hedeflerine ulaşamadığı anlarda bir "soykırıma takviye arası" işlevi gördü.

Nihai Analiz: Sistematik "Denge Geri Yükleme Mekanizması"

Tarihsel veriler ve operasyonel kronoloji, ABD'nin hava köprüleri ve lojistik müdahalelerinin İsrail için sistematik bir "denge geri yükleme mekanizması" olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

İsrail ne zaman stratejik bir baskın yese (1948 Kudüs, 1973 Bar Lev, 2023 Oct 7), ABD'nin sağladığı lojistik "oksijen maskesi" ile toparlanmış; ateşkesler ise bu toparlanmanın sahada işgale dönüşmesi için diplomatik bir kalkan olarak kullanılmıştır. Bu mekanizma, İsrail'in askeri zayıflıklarını kapatan ve savaşın sonucunu askeri yetenekten ziyade kesintisiz mühimmat akışına bağlayan küresel bir suç ortaklığı ağıdır. 

Haziran 2025’te İsrail2in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan ve 12 gün süren saldırıları da buna dahil edebiliriz. İran füzeleriyle neye uğradığını şaşıran İsrail’in imdadına yine ABD yetişmiş, nükleer tesislere yaptığı ABD saldırısıyla bir ateşkes olmadan İsrail direkten döndürülmüştü. 

Nihayet bu son saldırı…

28 Şubatta başlayan ABD İsrail ortak saldırısı ki, önceki saldırıdan kalma müzakereler sürerken masada ABD’nin katliamıyla kurşunlanmıştı. İran’ın 40 günlük direnişi ise bu defa ABD’nin araya soktuğu aracı İslam ülkeleri eliyle 8 Nisan’da ateşkes sağlandı. 

Şimdi müzakerelerin uzamasını Trump’ın aptallığına ya da ABD’nin kibrine bağlayabiliriz. Ancak diğer taraftan İsrail’e uzanan 1948’den bu yana yapılan en büyük hava koridorunu da gözden kaçırmamız gerekiyor. Bir yandan ABD’nin bölgeye yaptığı sevkiyatı sürdürmesi, diğer taraftan, İngiltere, Almanya, Güney Kıbrıs üzerinden İsrail’e doğru akıtılan binlerce ton mühimmat bize geçmişte yaşanan tüm saldırıların bir tekrarını veriyor gibi….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.