Orta Doğu’da kum saati hiç olmadığı kadar hızlı akıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında 32. günü geride bırakırken, bölgeye yığılan 50 bin Amerikan askeri şu an dünyanın en tehlikeli sorusuna yanıt arıyor: Bu bir güç gösterisi mi, yoksa büyük kara harekatının ayak sesleri mi? Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in işaret ettiği '4-6 haftalık' takvimin sonuna geliyoruz. Trump’ın 'Hürmüz açılmazsa cehennem kapıları açılır' diyerek verdiği süre 6 Nisan’da doluyor. Sahada ise bambaşka bir gerçeklik var: İsrail sivil altyapıları vurmaya başladı, İran ise balistik füzeleriyle ABD üslerini hedef alıyor. Peki, Washington’ın masaya sürdüğü 15 maddelik barış planı bir çıkış yolu mu, yoksa yaklaşan devasa fırtınanın diplomatik kamuflajı mı? Bu videoda, 82. Hava İndirme Birliği’nin bölgeye varışıyla değişen dengeleri ve masadaki 4 kritik senaryoyu tüm çıplaklığıyla analiz ediyoruz. Hazırsanız, barut kokulu diplomasi trafiğine yakından bakalım.
ABD ve İsrail'in yirmi sekiz Şubat iki bin yirmi altıda başlattığı İran'a yönelik başlattığı saldırılarda bugün otuz ikinci güne girdik.Taraflardan çeşitli açıklamalar gelmeye devam ediyor. ABD dört ila altı hafta arasında savaşın sonlandırılacağına yönelik takvimle bağlı kalacağını açıklarken, İsrail savaşın devam edeceğini belirtiyor, İran hissedirişi sürdürüyor.
Washington ve Tahran arasındaki müzakereler yavaş ilerliyor gibi görünüyor. ABD, İran Dışişleri Bakanlığı'nın 30 Mart'ta mantıksız talepler içerdiğini söylediği 15 maddelik bir barış planı sundu. Başkan Trump, ülkeler anlaşmaya varmazsa İran'a yönelik saldırıları yoğunlaştırmakla tehdit etti.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 3.000'den
fazla kişi hayatını kaybetti ve ölümlerin %95'inden fazlası İran ve Lübnan'da
gerçekleşti. Milyonlarca insan yerinden edildi.
Pentagon'dan yapılan açıklamaya göre, bir
düzineden fazla Amerikalı asker öldü ve 300'den fazla asker yaralandı. Trump,
operasyon sona ermeden önce daha fazla ABD askerinin ölebileceği konusunda
uyarıda bulundu.
Binlerce Amerikalı Orta Doğu'dan tahliye
edildi.
Savaşın bilançosu bir tarafa herkesin aklındaki soru şu ABD kara harekatına başlayacak mı? Savaş devam edecek mi?
ABD tarafından baktığımız zaman Son olarak Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt bir açıklama yaptı. Basın mensuplarının savaş daha ne kadar sürecek sorusuna yanıt olarak başlangıçta 4 ile 6 hafta içinde bir zaman aralığı belirlendiğini, dolayısıyla savaşın hangi tarihte bitimiyle ilgili herkesin bunu tahmin edebileceğini söyledi. Yani Leavitt'in açıklamasına göre demek ki maksimum iki hafta daha süreceği yönünde bir bilgi var.
Ancak bu bilgiyi Washington'un oyalama takviminin bir parçası da olabilir. Çünkü Trump'ın yanı sıra Beyaz Saray'dan çok fazla çelişkili açıklamalar geldi ve gelmeye devam ediyor. Petrolün yükselen ateşini fiyatları kontrol altında tutmak için “Bitiyor, bitecek, az kaldı” gibi çok sayıda açıklama gördük. Dolayısıyla ABD'nin bu savaşta belirtilen takvim içerisinde savaşı bitirmekten çok İsrail'in ne zaman bitirmek istediği ile ilgilendiğini söylemek daha yerinde olacaktır.
Peki savaşın ikinci ayına girdiğimiz bu evrede neler oluyor? Şu ana kadar sürekli olarak askeri noktalar, askeri tesisler hedef alınırken artık birinci ayın sonunda yenişemeyen taraflar, daha doğrusu İran'a yönelik amaçlarına ulaşamayan ABD ve İsrail saldırganlığı artık yeni bir evreye geçmiş diyebiliriz. Bu yeni evrede de sivil altyapıların hedef aldığını görüyoruz. Her ne kadar Trump sivil altyapılar için Hürmüz Boğazı'nın açılmaması halinde verdiği sürenin dolmasıyla İran'ın bu noktalarını hedef alacağını söylese de İsrail çok daha erken başlayarak geçtiğimiz haftadan itibaren üniversite araştırma merkezleri, okullar, sivil enerji tesisleri, elektrik santralleri gibi noktaları yoğun bir şekilde vurmaya başladı. Elbette bu saldırılara ABD unsurları da katılıyor. Buna rağmen yine Trump verdiği süreyi saymaya devam ediyor. Ne kadar sayarsa saysın zaten bu saldırılar bir şekilde fiyatlanmış durumda. Yani fiyatlanmış derken İran artık enerji altyapılarının, sivil noktalarının, okulların, spor salonlarının vurulacağını bekliyor diyebiliriz.
Artık başlı başına bir altyapı yok etme, ekonomik olarak çökertme stratejisinin uygulandığını görüyoruz.
Elbette bu stratejinin mimarı da Benjamin
Netanyahu. İsrail'deki bu soykırımcı Lübnan'daki amaçlarına ulaşmak için
İsrail'deki savaşın uzamasını istiyor.
İran, İsrail’in 26 Mart’ta hedef aldığını
açıkladığı İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza
Tangsiri’nin (Alireza Tangsiri) hayatını kaybettiğini dün duyurdu. Komutan için
bugün binlerce İranlının katılımıyla Bandar Abbas’ta tören düzenlendi.
Tangsiri, özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüyle İran’ın en kritik askeri figürlerinden biriydi. Asimetrik deniz savaşının mimarlarından biri olarak, hızlı bot filoları, mayınlama ve füze konuşlandırmalarıyla ABD ve İsrail’e karşı caydırıcılığın ana unsuru oldu. İsrail saldırılarına karşı Körfez’deki operasyonel yanıtların koordinasyonunda kilit rol oynadı. Sahada aktif, sert ve ideolojik olarak bağlı bir komutan olarak tanımlanan Tangsiri, Hürmüz’deki denetimi sayesinde küresel enerji akışını etkileyebilecek stratejik bir baskı gücünü yöneten isimdi.
Yine dün çok kritik bir karar aldı Knesset. İsrail parlamentosunda Filistinli mahkûmların idam edilmesinin yolunu açan bir yasa tasarısını onayladı. Siyonistlerin kutsal kabir kilisesine yönelik kısıtlaması kilise liderlerinden sert açıklamalar alınca, Vatikan da diplomatik düzeyde ibadet özgürlüğü vurgusu yapınca İsrail tarafından kaldırıldı. Siyonistler, İslam dünyasının tepkisizliğini arkalarına alarak bir yandan Mescid-i Aksa’yı tamamen kapatırken, diğer taraftan Filistinli mahkûmları idam etmenin peşinde… Bu İslam dünyası açısından açıkça tam bir kara leke.
Peki müzakereler ne durumda? ABD'nin bir çıkış aradığını biliyoruz. Kibrine uygun onurlu bir çıkış aradığını biliyoruz. 29-30 Mart'ta İslamabad'da yapılan bir toplantı vardı. Pakistan'ın başını çektiği Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye buradaki müzakere sürecini birlikte yürüten dört ülke. ABD, Pakistan üzerinden 15 maddelik bir plan iletmişti. Nükleer programının durdurulması, füze programının sınırlandırılması, hükmüzün açılmasını içeren ancak bu plan İran tarafından gerçekçi bulunmadığı için reddedildi. İran, 5 maddelik kendi ateşkes planını öne sürmeye devam ediyor. Tazminat, koşulsuz çekilme, Hürmüzde tam kontrol bu taleplerin ana unsuru. İran, Pakistan arabuluculuğunu resmen kabul etmiş değil. Bu görüşmelere katılmadık açıklaması yaptı. Diplomasi sürüyor, ABD tehditleri artıyor, İsrail saldırıları devam ediyor. Bu yüzden süreç çok kırılgan ve sonuçsuz.
Saldırılar ikinci ayına girerken, İran dün 87, bugün de 88. Saldırı dalgasını gerçekleştirdi. Emad, Qiam ve Khorramshahr-4'ün sıvı ve katı yakıtlı varyantları da dahil olmak üzere İran balistik füzelerinin ve kamikaze insansız hava araçları ile yapılan dalgada, İsrail’de Hayfa Körfezi, Kiryat Şmona, Tel Aviv, Beer Şeva (Birüssebi), DimonaSuudi Arabistan: El-Harj, Bahreyn: Jufair, Körfez bölgesindeki 5 ayrı ABD askeri üssü, komuta ve kontrol merkezleri, insansız hava aracı hangarları, silah ve mühimmat depoları, askeri personel ve pilotların bulunduğu tesisler hedef alındı.
ABD karadan bir saldırı yapacak mı?
ABD şu anda on binlerce askeri unsur ile İran’a yönelik potansiyel
kara harekâtına hazırlık yapıyor. Reuters’a göre 82. Hava İndirmeye bağlaı binlerce paraşütçü bölgeye
ulaştı ve yaklaşık 2.500 Deniz Piyadesi
daha geldi. Toplam ABD personel sayısının yaklaşık
50.000 civarında olduğu değerlendiriliyor. Planlarda ek 10.000 kara birlik gönderme olasılığı
da tartışılıyor. Bölgedeki deniz unsurları kapsamlı; amfibi hücum gemisi USS Tripoli ve diğer savaş gemileri
ile birlikte birkaç uçak gemisi grubu
ve destroyerler bulunuyor. Resmî olarak doğrudan İran kara sınırına asker
çıkarma kararı henüz verilmedi.
Peki senaryolar ne?
Birinci Senaryo – Masa için Caydırma: ABD, İran’a karşı diplomatik baskıyı artırmak ve Tahran’ı saldırıdan veya nükleer ilerlemeden caydırmak için bu yığınağı yapıyor. ABD’de bazılarına göre güç gösterisi kısa vadeli caydırıcılık etkisi oluşturabilir. Aynı şeyi Cenevrede müzakere masası kurulurken de ABD yapmış, ancak saldırıyı yığılan askerkler karar saldırısı olarak değil, bölge üslerden kalkan uçaklar Hamney ve 40 üst düzey ismi hedefleyerek gerçekleşmişti.
İkinci Senaryo – Masa için Hedefli Saldırla Baskı: Ki ben de bu senaryonun daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Trump’ın Hürmüzün açılmaması halinde enerji altyapısını hedef alacağı tehdididnde son süre 6 Nisan. 48 saatten 5 güne, 5 günden 10 güne çıkardığı uzatmalar kimine göre askeri unsurların sevkiyat süresi ile paralel. Dolayısıyla süre bitiminde ABD İran’daki hedefleri kitlesel olarak vurabilir.
Üçüncü
Senaryo – Geniş Çaplı Operasyon: Kara unsurları, olası geniş çaplı
çatışmaya ön hazırlık için konuşlandırılıyor. Uluslararası çevre, bu senaryonun
bölgesel istikrarı ciddi şekilde sarsabileceğini belirtiyor.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü
saldırıların ateşkesle sonuçlanması tam bir muamma, karanlık bir senaryo.
Zira oluşturulacak müzakere masasında suçlu Netenyahu'nun beklentileri, Trump'ın kabul etmesi muhtemel anlaşma maddelerini geri çevirecektir şeklinde değerlendirmeler de var.
ABD bu anlaşmayı kabul etse bile
Netanyahu'nun Lübnan ve Suriye'de giriştiği saldırıları devam ettirmesi
bakımından İran'a yönelik saldırıları sonlandırmayacağı da değerlendiriliyor.
Pakistan ya da bir başka ülkenin öncülüğünde yürütülen müzakereler kapsamında ABD ve İran orta yolu bulup bir şekilde ateşkes konusunda anlaşabilir, Hürmüzde de geçişler sağlanabilir. Bölgedeki ABD üsleri de güvenceye alınabilir.
Ancak bu seçenekte anlaşmaya taraf olmayarak
İsrail görünürde tek taraflı olarak saldırıları sürdürmeye devam edebilir. Bu
durumda ABD'den aldığı mühimmat, silah, bombardıman desteğiyle birlikte İran’a
yönelik saldırılar yine devam eder. Bu seçenekle ABD bölgesindeki üslerin hedef
olmasından kurtulacak, Hürmüz geçişleri açılacak ama İsrail'e sponsor olmaya
devam edecek.
Ki bu savaşın çok daha uzun bir döneme
yayılmasına, ekonomik çöküşü hedefleyen bir yıpratma savaşına dönüşmesine neden
olabilir.
Savaşın son bulması için dört ana senaryo öne çıkıyor:
1)
Müzakere ve Ateşkes:
Pakistan, Suudi Arabistan vb. arabuluculukla taraflar masaya döner, ateşkes
anlaşması yapılır. Sınırlı tavizlerle savaş durur.
2)
Stratejik Çıkış/Askerî Bırakma: ABD bir “zafer” iddiasıyla çekilir veya
askeri hedefler tamamlandığında pozisyon alır; çatışma sabitlenir ama sona
ermez.
3)
Uzun Süren Kör Döğüşü: Diplomasi başarıya ulaşamaz; savaş aylarca, yılda
devam eder, bölgesel aktörler dahil olur.
4)
Zayıflamış İran ve Güvenlik Rejimleri: İran ağır zarar görür ama tamamen
çökmez; yeni durumla soğuk çatışma ve enerji güvenliği pazarlıkları başlar.
"Sonuç olarak dostlar; Orta Doğu’da mühürlü zarflar ile barut fıçıları aynı masada duruyor. Washington 'takvim' diyor, Tel Aviv 'yıkım' diyor; Tahran ise Hürmüz’ün anahtarını bir kalkan gibi göğsüne bastırıyor.
Şu an tanık olduğumuz şey bir savaş değil, coğrafyanın sinir uçlarını sökme operasyonu. Diplomasi, yanan bir binada yangın merdiveni aramak gibi; kapılar kilitli, duman ise yoğun. Eğer Trump’ın işaret ettiği o 6 Nisan sabahı şafak sökerken bir delilik yaparlarsa, bu ateş sadece bölgeyi değil, küresel ekonominin can damarlarını da kavuracaktır.
Zira bu satrançta şahlar güvende olabilir ama filler devriliyor, olan yine her zamanki gibi sessiz yığınlara oluyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.