"İsrail ordusunun 100 bin askerle, binlerce ton bombayla ve iki yıllık kuşatmayla başaramadığını; şimdi başka ülkelerin askerlerine yaptırmak istiyorlar.
Üstelik bu askerlerin ortak bir özelliği var: Hepsi Müslüman.
Netanyahu’nun 'Barış Kurulu' adı altında kurguladığı yeni
plan deşifre oldu. Gazze beş ayrı sektöre bölünüyor, komuta zinciri kuruluyor
ve silahları toplama görevi, Hamas'ın ateş açmaktan çekineceği o ülkelere ihale
ediliyor.
Peki bu bir barış hamlesi mi, yoksa İsrail adına
yürütülecek bir 'vekalet operasyonu' mu?
Gelin, Gazze sokaklarını bekleyen o tehlikeli planın detaylarına ve hangi ülkenin hangi bölgeyi kuşatacağına birlikte bakalım."
Gazze hattında resmî ateşkes devam ediyor olsa da İsrail, Gazze’ye yönelik hava ve topçu saldırılarını sürdürüyor. Son 48 saatte en az 5 Filistinli yaşamını yitirdi, 10 kişi yaralandı; bu, ateşkesin pratikte tam olarak uygulanmadığını gösteren somut bir veri…
Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren son ateşkese kadar 69 bin kişi hayatını kaybederken, ateşkesten sonra İsrail ihlalleriyle birlikte bu rakam bugün 72 bine ulaştı. Yaralı sayısı ise 170 binin üzerinde.
İsrail her canı istediğinde vurmaya devam ederken, diğer yandan Gazze’nin içine Hamas’ın öldürmekten kaçınacağı Müslüman ülkeleri sürecek dâhiyane fikri uygulamaya koyuyorlar. Buna göre 7 Ekim 2023’ten bugüne kadar Hamas’ı Gazze’den atamayan, silahlarını alamayan, tünellerini ele geçiremeyen İsrail; Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’tan oluşacak unsurların kolluk güçleri ile bu amacı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Hangi ülkenin nerede kaç askerle görev yapacağı bile belli oldu. Gelin plana birlikte bakalım.
Gazze'ye manda ordusu
Soykırım mimarı Netanyahu'nun da üyesi olduğu Gazze Barış Kurulu'nun görev paylaşımı ve amacı belli oldu. İsrail haber sitesi Hadaşot 360 (Hadashot 360), oluşturulan sözde barış misyonunun bölgedeki rolüne dair bir görsel yayımladı. Plana göre “Barış Kurulu” altında “Uluslararası İstikrar Gücü” olarak kurgulanan yapılanma kapsamında Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’tan oluşacak unsurların kolluk güçleri, Gazze’de Hamas’ı silahsızlandırmak için seçildi.
Bunca ülke isminin yanında ise Filistin Yönetimi’nin bile kurul içinde yer almaması dikkat çekiyor. Zira Arnavutluk veya Kazakistan’ın Gazze sokaklarında karar verici olması, aslında "Gazzeli’nin iradesinin tamamen yok sayılması" anlamına geliyor.
İsrail'in Türkiye ve Katar'ı veto edip Endonezya, Kazakistan ve Fas gibi ülkeleri seçmesinin ise çok stratejik bir nedeni var. İsrail, Hamas üzerinde siyasi etkisi olan ülkelerin sahada olmasını, Hamas'ın tasfiyesini zorlaştıracağı gerekçesiyle reddetti. İsteği de ABD tarafından kabul edildi. Yani soykırımla suçlanmasına karşın Barış Kurulu’nda yer alan İsrail, aynı zamanda yerle bir ettiği Gazze’ye ne olacağına dair karar vermeye hâlâ aktif biçimde devam ediyor.
Dünyanın en
kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesi olan Endonezya… İsrail’e göz kırpan
yönetimi, Netanyahu için umut vadediyor. 8.000 askerle planın en büyük gücü
olarak orada olması, operasyona "İslam dünyasının onayı" imajını
veriyor.
Yapılan açıklamalarda bu askerlerin "muharip olmayacağı" söylense de "silahsızlandırma" hedefi onları doğrudan Hamas ile karşı karşıya getirebilir.
Fas, Kazakistan,
Kosova ve Arnavutluk… Son dönemlerde İsrail’le yakın ilişkileriyle gündemdeler.
Fas, İbrahim Anlaşmaları’nı imzalayan ülkeler arasında yer almıştı; bölgede
İsrail’in en iyi partneri…
Ayakları titreten İsrail hayranlığı
Peki Arnavutluk…
Devlet Başkanı Edi Rama, İsrail’e 26 Ocak’ta resmî bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaret, Gazze'deki sözde "Barış Kurulu" (Board of Peace) planlarının pişirildiği ve Arnavutluk'un bu plana dâhil edildiği kritik bir dönemde yapıldı. Kudüs’te doğrudan Netanyahu ile bir araya gelen Rama, İsrail Parlamentosu Knesset'e giderek konuşma yaptı. Konuşma sonrasında yaptıkları ortak basın açıklamasında ise Netanyahu’ya "Önünüzde saygıyla eğiliyorum" diyecek kadar aşağılara indi. Daha da ileri giden Rama, bugünkü İsrail yönetimini "barbarlığa karşı duran bir güç" olarak tanımladı. Netanyahu için "Dünyanın en iyi beş hatibinden biri önünde konuşmak benim için bir sınav gibi" diyerek ona olan hayranlığını dile getirdi. Gazze’deki sivil katliamlarını görmezden gelen Rama, Hamas’ı "Neo-Nazi kasapları" olarak nitelendirdi ve "Hamas tamamen tasfiye edilene kadar Gazze halkı özgür olamaz" diyerek İsrail'in askeri saldırılarına tam destek verdi.
İşte İsrail; kendisi alamadığı Hamas’ın silahlarını, halkı Müslüman olan bu ülkelerin ayarttığı yönetimleri eliyle böylece almayı planlıyor. "Biz yapmadık, Müslümanlar yapıyor" dedirterek de etnik temizliğini sürdürmeyi planlıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırımla yargılanırken sahaya bu ülkeleri sürerek suçun "sorumluluğunu" paylaştırıyor.
Gelelim Gazze’deki bu istikrar gücüne… En üstte, Barış Kurulu’nun Uluslararası İstikrar Gücü Komutanlığı görevi ABD’li Tümgeneral Ces-pır Cefırs’a (Jasper Jeffers) verilmiş görünüyor. Cefırs tesadüfen seçilmiş bir isim değil. 2024 sonlarında İsrail-Lübnan ateşkes izleme mekanizmasının başındaydı. Yani İsrail ile en taze çalışma deneyimine sahip ABD'li general.
Aynı zamanda terörle mücadele ve özel operasyonlar uzmanı.
Gazze’deki görevi sadece devriye atmak değil; istihbarat odaklı "tünel imhası" ve "nokta operasyonlar" üzerine kurgulanmış durumda…
Yardımcı komutanlık Endonezya’ya bırakılmış.
Dağılıma göre alt seviyede beş ayrı sektör komutanlığı öngörülüyor.
20 bini askerî unsur, 12 bini asayiş olmak üzere toplam 32 bin askerî unsurun konuşlandırılmasını öngören plan kapsamında, Gazze’ye girecek güçlerin Mısır, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’tan oluşacağı belirtiliyor.
Plana göre Gazze
beş sektöre ayrılmış durumda:
![]() |
| İsrail haber sitesi Hadaşot 360 (Hadashot 360), oluşturulan sözde barış misyonunun bölgedeki rolüne dair bir görsel |
Kuzey Gazze’de Kosova, Gazze şehrinde Kazakistan, Deyr el-Belah’ta Arnavutluk, Han Yunus’ta Fas, Refah’ta ise Endonezya konuşlandırılmış görünüyor. Refah bölgesinde ayrıca Mısır unsuru öne çıkıyor. Polis gücünün ana omurgasını 12 bin Mısırlı polis oluşturuyor; ayrıca Ürdün bayrağı da polis bileşeninde yer alıyor ancak sayı belirtilmiyor.
Peki, tümü halkı
Müslüman olan bu ülkeler Gazze’de ne yapacak? Planın "Misyon"
bölümünde anlatılıyor.
32 bin askerin “Gazze’nin Silahsızlandırılması” görev başlığında faaliyet yürüteceğine yer veriliyor.
Yani 7 Ekim 2023’ten bugüne zaten İsrail’in yapmak istediği fakat 100 bin kişiyi katletmesine rağmen gerçekleştirmeyi başaramadığı hedefler…
Görevler; Hamas’ın askerî altyapısının dağıtılması, tünellerin imhası, silahların toplanması, güvenlik bölgeleri oluşturulması, silah ambargosu uygulanması ve yerel polis eğitimi…
Bu hedefler, Netanyahu’nun Gazze’ye yönelik düzenlediği her kara saldırısı öncesinde askerî hedefler olarak ortaya koyduğu başlıklarla birebir aynı…
İsrail'in yapamadığını onlara emanet ettiler
Yanlış anlaşılmasın. Bu ülkeler plan doğrultunda soykırımı gerçekleştiren İsrail ordusunun değiil, Hamas’ın silahlarını toplayacak. Ambargoyu da İsrail ordusuna değil, kendisini koruyan Gazze’ye yönelik yapacak.
Netanyahu, üyesi olduğu Barış Konseyi’nde neler yapması gerektiğini de belirlemiş gibi görünüyor. Bu planın adı her ne kadar "Barış Kurulu" olsa da aslında 1995’te Bosna’da yaşanan Srebrenitsa faciasının bir benzerine davetiye çıkarılıyor. O gün de "Güvenli Bölge" vaadiyle Müslümanların silahları toplanmış ancak halk korumasız bırakılarak katliama zemin hazırlanmıştı.
Bugün Gazze'de yapılmak istenen; İsrail askerinin canını yakmadan, "Müslümanı Müslümana kırdırarak" direnişi içeriden bitirmek. Eğer bu ülkelerin askerleri, Netanyahu’nun talimatıyla Gazze sokaklarında Hamas’ın tünellerine girmeye başlarsa, bu bir "barış gücü" değil, İsrail ordusunun "gönüllü kalkanı" olucak.
Çünkü Netanyahu’nun
hayali belli: Gazze’yi haritadan silmek, faturayı ise "istikrar" adı
altında Müslüman dünyasına kesmek. Peki, bu plana dâhil olan ülkeler, yarın
tarih önünde bu "vekalet soykırımı"nın hesabını nasıl verecek? Yarın
bir gün Gazze’de bir çatışma çıktığında, bir Endonezya askeri bir Filistinliyi
vurduğunda; bu merminin sahibi İsrail mi olacak, yoksa kendi kardeşinin kanına
giren o sözde Müslüman yönetimler mi?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.