Kanın Üzerine Sıkılan Parfüm: Hasbara - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Pazartesi, Şubat 16, 2026

Kanın Üzerine Sıkılan Parfüm: Hasbara

Hasbara, İsrail’in işgal, tehcir ve soykırım tarihini şık kelimelerle paketleyip vicdanları susturan devasa bir illüzyon makinesi gibi çalışıyor. Kan kokusunu "güvenlik" ve "operasyon" diyerek bastıran bu sistem, önce Yahudileri kuşatılmış bir histeriye boğarken, tüm dünyayı da bu steril yalanların estetiğiyle uyutup, hakikate karşı körleşen birer seyirciye dönüştürüyor.


Her derinlik, bir maske sever” der Nietzsche (Niççe) 
Derin olan, karanlık olan, kanlı olan şey, kendini en parlak kelimelerle gizliyor. Dil değişince gerçek de değişmiş gibi oluyor. Gazze’de molozların altından hâlâ isimler değil, parçalanmış oyuncaklar ve sayılamayan bedenler çıkarılırken; dünyanın önüne bembeyaz, ütülü ve steril bir dil sürülüyor. Bu dil, kan kokusunu bastırmak için icat edilmiş devasa bir laboratuvar ürünü.
Hasbara’nın sözlük anlamı basit. İzah etmek, anlatmak... Ama siyaset sahnesinde bu kelime bambaşka bir şeye karşılık geliyor. Ajans haberleri, Gazete ve televizyon anlatıları, filmler ve milyar dolarlık enformasyon makinası her bir kelimeye işte bu parfümden sıkıyor. Soykırım yerine “Operasyon” yıkım yerine “savunma”, katliam yerine “güvenlik ihtiyacı” başlıklarıyla anlatılır hikâye… Fiil pasifleşir. “İsrail çocukları öldürdü” denmez. “Çatışmalarda çocuk ölümleri yaşandı” denir. Ölüm olur ama öldüren ortada yoktur. Sanki deprem olmuş gibi, sanki sel gelmiş gibi. Bu dil tesadüf değil. Öğretiliyor. Planlanıyor. Yayılıyor. 

GOEBBELS’TEN İSRAİL’E MİRAS…

1948’e gidelim. İngiliz manda yönetimi himayesinde Filistinlilere yönelik terör, katliam ve en önemlisi işgalle geçen bir soykırım pratiği ardından bir devlet ilan ediliyor. O dönemde terörör örgütü Haganah, ertesi sabah İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) dönüveriyor. Radikal Yahudi siyonistler ise terörist kıyafetlerini çıkarıp, üniformalarını giyerek IDF’ye dönüşüyor. Filistin topraklarına yönelik işgal, tehcir ve katliamı içine alan bu süreci dünyaya meşru gerekçelere dayandırmak için İsrail kendi propaganda sistematiğini ortaya koyuyor. Tam bu noktada çare Hitler’in propaganda bakanı Goebbels'in icat ettiği "kurgulanmış gerçeklik" fabrikasında bulunuyor. 

EDEBİ MAĞDURİYET, MUTLAK SAVUMA

Yahudi davasının dünyaya sadece "askeri bir başarı" olarak değil, bir "ahlaki zorunluluk" olarak anlatılması gerektiğini söyleyen Nahum Goldmann’ın belki de dünyayı aldatma konusunda giriştiği en büyük başarı da bu oldu. Artık sahada neler olduğunun pek bir önemi yoktur ve asıl olan dünyaya ne anlatıldığıdır. İşte bu anlatı zamanla bir refleks olmaktan çıkarak kurumsallaştı.
İsrail’in devlet aygıtları ve sivil toplum kanallarıyla yürüttüğü Hasbara endoktrinasyonu, toplumsal bilinci 'ebedi mağduriyet' ve 'mutlak savunma' ekseninde mühürledi. Bu müfredatla harmanlanan İsrail halkı, dünyayı bir tehdit merkezi olarak algılayan ve hayatta kalma güdüsüyle her türlü hukuksuzluğu meşrulaştıran histerik bir yankı odasına hapsedildi. 

ÇOCUKLUKTAN KIŞLAYA ALGI SUİKASTI

*İsrail’de "hakikat", henüz ilkokul sıralarında Morasha (Mirasımız) dersleriyle kurşuna diziliyor; çocuklar ebedi mağduriyet ve sözde ahlaki üstünlük ninnileriyle büyütülüyor.
*Yedi yaşından itibaren “hafıza ve meşruiyet” öğretiliyor. Holokost anlatısı, her askeri eylemi peşinen haklı kılan bir zihin haritasına dönüştürülüyor.
*Lise çağına gelindiğinde ise Gadna ve IDF hazırlık programları ile genç zihinler, birer askeri mühimmat oluveriyor. Burada "Public Diplomacy" adı altında verilen Hasbara eğitimi, öğrencilere yabancı medyayı nasıl manipüle edeceklerini ve işgali hangi kelimelerle ambalajlayacaklarını bir ezber olarak öğretiyor.
* Üniversitelerde StandWithUs burslarıyla profesyonel "Hasbara Elçilerine" dönüştürülür. İletişim kürsüleri ise terminolojiyi katleden dezenformasyon merkezleri olarak çalışır. 

PASAPORTLU SOYKIRIM SÖZCÜLERİ

* Hasbara’nın son halkası sivil hayattır. Dışişleri Bakanlığı, turistlere ezberletilmiş soru-cevap setleri ve dijital rehberler sunar. Act.IL gibi uygulamalarla her İsrailli turiste, bulunduğu ülkedeki protestolara müdahale etmesi için anlık talimatlar gönderilir. Sonuç; okuldan mezun olan bir birey değil, pasaportuyla dünyaya yayılan, her hücresiyle soykırımı savunan mekanik bir propaganda mermisidir.

 

HASABARA’NIN KARARGAHINDA

Hasbara, Yahudi, siyonist egemenler tarafından belirlenen bir müfredatla şekilleniyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık Kamu Diplomasisi Birimi’nin hazırladığı yönergeler, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi, Diaspora İşleri Bakanlığı, Stratejik İşler Bakanlığı, Shin Bet, Mossad, Yahudi Ajansı gibi ağlarla yayılıyor. StandWithUs, Birthright Israel, AIPAC, Anti-Defamation League, İsrail Ulusal Öğrenci Birliği gibi lobi ve öğrenci ağları üzerinden dünyaya servis ediliyor. Sadece bu iş için IDF’ye bağlı Sözcülük Birimi’nde 400 muvazzaf subay ve 1200 yedek asker görevli mesela.

 

İSRAİLLİLERİN YÜZDE 75’İ VAHŞETİ DESTEKLİYOR?

Devlet aygıtıyla pomplanan bu histeri, bir halkın da zombiye dönüşmesine giden yolun taşlarını döşüyor elbette. İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün (IDI) Temmuz 2025 tarihli "İsrail'in Sesi" endeksine göre, Yahudi İsraillilerin %70'i Gazze'deki açlık ve sefalet raporlarından "hiç rahatsızlık duymadığını" belirtiyor. Kudüs İbrani Üniversitesi’nin Haziran 2025 tarihli anketine göre Yahudi İsraillilerin yüzde 75’i Gazze'de "masum sivil" olmadığına inanıyor.


 

HASBARA SÖZLÜĞÜ

Hasbara’nın operasyonel rehberleri olan "İsrail 101" (Israel 101) ve "İsrail Savunması" (The Case for Israel), sıradan birer bilgilendirme kitapçığı değil; hakikati tahrif eden birer yalan kullanma kılavuzudur. En ağır savaş suçlarına karşı verdikleri 10 mekanik yanıt şöyledir:
Sivil Katliamları: Biz sivil öldürmüyoruz; Hamas çocukları 'canlı kalkan' yaparak onları ölüme sürüklüyor.
Soykırım Suçlaması: Bu bir soykırım değil, varoluş savaşıdır. Asıl soykırım kurbanı biziz.
Toprak İşgali: Vatan işgal edilemez; biz 3000 yıllık mirasımıza dönüyoruz. Filistin diye bir devlet hiç olmadı.
İnsani Abluka: Yardımları biz kesmiyoruz; Hamas çalıyor. Kendi düşmanımızı beslemek zorunda değiliz.
Ev Gaspları: Onlar yerleşimci değil, mülk sahibi. Atalarımızdan kalan terk edilmiş arazileri ihya ediyoruz.
Apartheid Rejimi:"İsrail bölgedeki tek demokrasi. Duvarlar ayrımcılık için değil, terörü durdurmak için.
Orantısız Güç: Savaşta orantı değil, caydırıcılık esastır. Güvenliğimiz için her türlü bedeli ödetiriz."
Uluslararası Hukuk: BM taraflıdır ve antisemitik kararlar alır. Biz kendi etik kodlarımıza göre hareket ederiz.
Çocuk Mahkumlar: Onlar çocuk değil, taş ve molotof atan küçük teröristlerdir. Yasalar yaşa bakmaz.
Eleştiriler: İsrail devletini eleştirmek, Yahudi halkının varlığını reddetmektir; bu doğrudan antisemitizmdir.

 

HASBARA HERŞEYE RAĞMEN DÜNYANIN GÖZÜNÜ BOYAYAMADI

Ancak bir sorun var: Hakikat, en pahalı reklamdan daha inatçıdır. 1948’den beri dünyayı uyutan Hasbara örtüsü, 7 Ekim ile birlikte ilk kez yırtılıyor. Artık ne milyar dolarlık lobiler ne de steril videolar işe yarıyor; her cep telefonu bir tanık, her feryat yalan fabrikasına sıkılmış bir mermidir. Bugün hükümetler sussa da meydanlar ve boykotlar gösteriyor ki; işgalin gerçek yüzü dünya vicdanında ilk kez bu kadar çıplak ifşa oldu.

İşte bu yüzden o maskeyi indirmek artık kaçınılmaz bir sorumluluk. Aynı zorunlulukla kaleme aldığım ve bu hafta raflarda yerini alan "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" kitabımda, bu karanlık mekanizmayı tüm çıplaklığıyla deşifre ediyorum. Çünkü hakikat sustuğunda, sadece yalanlar değil insanlık da ölür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.