Pearl Harbor’dan sonra ABD'ye en ağır darbe! - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Pazartesi, Mart 09, 2026

Pearl Harbor’dan sonra ABD'ye en ağır darbe!

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırının üzerinden yedi gün geçti. Ancak beklenen senaryo gerçekleşmedi. Tahran geri adım atmadı. Aksine savaşın alanını genişletti.

İran, Körfez’deki Amerikan üslerini, İsrail’deki askeri hedefleri ve bölgedeki stratejik noktaları eş zamanlı olarak vuruyor. İlk kez hipersonik özellikli füzeler, çoklu harp başlıkları ve yeni nesil kamikaze SİHA’lar sahaya sürüldü.

Tel Aviv’de sirenler çalıyor. Körfez’de petrol akışı durma noktasına geliyor. Bölgedeki Amerikan üsleri alarm halinde.

ABD ve İsrail, başlattıkları bu savaşı gerçekten kontrol edebiliyor mu… yoksa savaşın dengesi çoktan değişti mi?

Tarihe tanıklık ediyoruz. İran, herkesi şaşırtacak şekilde, Amerikan üslerini o kadar kapsamlı, o kadar büyük ölçekli ve o kadar kararlı bir şekilde yok ediyor ki, ABD buna hazır değil.

Abd ve İsrail ikilisinin İran’a yönelik başlattığı saldırı 7. Gününü geride bıraktı. İlk verilere göre İran'da ölü sayısı 1.230'u aştı. Lübnan'da 120, İsrail'de 12 sivil hayatını kaybetti. ABD ordusu toplamda 6 askerinin öldüğünü teyit etti. İsrail’de savaşın başından bu yana 1.600’den fazla sivil yaralandı; bunların 140'ı son 24 saatteki saldırılarda gerçekleşti. Elbette bunlar açıklanan veriler. ABD ve İsrail kayıplarının çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.

Körfez'deki enerji ihracatının durma noktasına gelmesiyle petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara çıkabileceği öngörülüyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, Tahran'a yönelik 14. dalga hava saldırısını gerçekleştirdiğini duyurdu. Sadece Tahran'ın merkezindeki Cumhurbaşkanlığı bölgesi ve askeri akademiler bölgesi gibi stratejik hedeflere 50 savaş uçağı ile 100’den fazla mühimmat bırakıldı. Tahran'da savunma sanayi tesisi füze motoru ve harp başlığı üretim merkezi "Parchin" uydu görüntülerine göre ağır hasar aldı.

Dini Lider’in sığınağının bulunduğu kompleks ve Devrim Muhafızları’nın "Miqdad" üssü hedef alındı. Kum şehri yakınlarındaki iki büyük askeri merkez ve Kirmanşah'taki füze üslerinin de vurulduğu duyruldu.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın hava kuvvetleri ve hava savunma sistemlerinin "eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte" yok edildiğini ve müzakere için tek seçeneğin "kayıtsız şartsız teslimiyet" olduğunu açıkladı.

İsrail ise bu hengame içinde Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyinde buluanan Dahiyeh bölgesinde Hizbullah hedeflerine yönelik 26. saldırı dalgasını tamamladı; 10 yüksek katlı bina ve bir İHA deposunun vurulduğu açıklandı.

Trump, İran içerisindeki rejim karşıtı Kürt grupların operasyonlara dahil edilmesini desteklediğini ve CIA'in bu grupları silahlandırma planlarını onayladığını belirtti. Buraya az sonra geleceğim.

Rusya, İran yönetimiyle doğrudan temas halinde olduğunu açıklarken; Umman, Katar ve Fransa'nın (Lübnan için) arabuluculuk çabaları sonuçsuz kalmış durumda.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise Tahran'a ait insansız hava araçlarının (İHA) Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan'daki uluslararası havalimanının yolcu terminalini ve kırsaldaki bir okulu hedef almasının ardından ordunun "tam muharebe hazırlığı" seviyesine geçirilmesine karar verdi. Perşembe günü Azerbaycan Güvenlik Konseyi'ne başkanlık eden Aliyev, İran'ın olay için özür dilemesi ve açıklama yapması gerektiğini söyledi. Aliyev, "Bu terör eylemini gerçekleştirenlerin cezai sorumluluğa tabi tutulması gerekir," diyerek saldırının Tahran tarafından gerçekleştirilen izole bir olay olmadığını gösteren yeni bilgiler paylaştı. Aliyev'in sert tutumu ve doğrudan açıklamaları, Aralık 2024'te Azerbaycan Havayolları'na ait 8243 sefer sayılı uçağın düşmesi sonrasında Rusya'yı uçağı vurmakla suçladığı süreçteki tavrını hatırlattı. İran ordusu ise Nahçıvan'ın hedef alınmadığını belirtmiş, dört sivilin yaralandığı olayla ilgili İsrail'i suçlamıştı. Öyle anlaşılıyor ki, sırtını ABD’ye yaslayan Aliyev, daha önce Rusya’ya atarlandığı gibi şimdi de İsrail’e göz kırparak İran’a diş biler görünüyor.

Peki İran neler yaptı. İran, son 24 saat içinde İsrail'e yönelik Sadık Vaat 4 operasyonu kapsamında bugün 22. Dalga saldırılarını gerçekleştiridi. Ama büyük bir farkla… İran ilk kez bugün çoklu harp başlığı taşıyan Hürremşah füzelerini kullandı. Bu füzeler ilk kez Tel Aviv merkezini hedef almak için kullanıldı. Yeni nesi kamikaze SİHA’lar da ilk kez bugün devreye sokuldu. Tel Aviv ve çevresindeki yerleşim yerlerinde geniş çaplı yangınlara yol açan salkım mühimmatlı füzeler yine İran’ın bugün sahneye çıkardığı yeni füzeleriyledi.

İran; Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ABD üslerini hedef aldı. Abu Dabi'deki Ben Zayed Havalimanı ve Bahreyn'deki petrol rafinerileri isabet alan yerler arasında.

İran yine bugün Kuveyt sınırına yakın bir bölgede ABD bağlantılı bir petrol tankerini vurduğunu duyurdu. İran’ın gerçekleştirdiği 22. saldırı dalgası ile yeni bir boyuta taşındı. Tahran yönetimi, bölgedeki stratejik hedeflere yönelik operasyonunda envanterindeki en gelişmiş mühimmatları; Hürremşehr-4 (Hayber), Hayber Şekan ve hipersonik yetenekli Fettah orta menzilli balistik füzelerini eş zamanlı olarak kullandı. Açıklamaya göre saldırılarda; Tel Aviv, Ben-Gurion Havalimanı ve Hayfa’daki askeri merkezlerin yanı sıra Körfez’deki ABD üsleri hedef alındı.

Saldırının en dikkat çeken unsuru, İran’ın “hava savunma sistemlerini aşmak için tasarlandığını” iddia ettiği Fettah füzesi oldu. Hipersonik süratlerde hareket edebilen bu füze, manevra kabiliyeti yüksek bir harp başlığına sahip. Hipersonik bir balistik füze olan Fettah, aynı zamanda MaRV kabiliyetine sahip. Füzede bulunan harp başlığı, özellikle terminal aşamada manevra gerçekleştirerek, anti-balistik füzelerin önlemelerinden kaçınabiliyor. İran’ın en güçlü balistik füzelerinden biri olan Hürremşehr-4, operasyonda stratejik tahkimatları hedef aldı.

2 bin kilometre menzile sahip ve yaklaşık 1.500 kg patlayıcı taşıma kapasitesiyle bu füze tam bir kabus… Sıvı yakıtlı motorla çalışan bu tek kademeli füze, terminal safhada yani hedefe yönelirken yaptığı düzeltmelerle yüksek vuruş hassasiyeti sunuyor. Yayınlanan videolarda tek bir füze olarak görünen silahın, savunma hattına giridiği anda onlarca parçaya ayrılarak düştüğü görülüyor. Bu İsrail hava savunma sisteminin boyunu çok ama çok aşan bir tehdit.

İran, 7 gün içinde bölgedeki askeri üstünlük alanını genişletmeyi başardı. İran, dünyanın en değerli ve pahalı askeri üslerini, mülklerini ve teçhizatlarını imha etti. Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan'daki Amerikan üsleri, tüm dünyadaki en büyük askeri tesisler arasında yer alıyor. Bu tesislerin inşası, onlarca yıl boyunca trilyonlarca dolara mal oldu. 30 yılı aşkın süredir yapılan askeri harcamaların büyük bir kısmının boşa gittiğinden bahsediyoruz. Yüz milyonlarca dolar değerindeki radarların bir anda imha edildiğini görüyoruz. Tüm askeri üslerin terk edildiğini, yakıldığını, yağmalandığını ve yok edildiğini görüyoruz.

Ve size kesin biçimde söyleyebilirim ki, ABD, Pearl Harbor hariç, tüm tarihinde böyle bir yıkım yaşamadı; ama o sadece bir saldırıydı. Bu bir savaş… Geleneksel bir savaşta hiçbir düşman, İran'ın şu anda Amerikan askeri güçlerine yaptığı gibi bir şey yapmadı.

İsrailli bir gazeteci Alon Mizrahi’ye göre buna inanması güç. Askeri durum o kadar ciddi ki, sansür bu savaşla ilgili neredeyse tüm yeni bilgileri engelliyor. Fark ettiyseniz, her geçen gün daha az bilgi ediniyoruz. Otuz beş yıl önce, ilk Irak savaşı sırasında, Irak'tan sayısız görüntü izlediğimizi, o zamanlar akıllı bombalar ve kameraların yeni bir şey olmasına karşın, her gece gece bombardımanların canlı olarak verildiğini söyleyen Mizrahi, “Şimdi ise neredeyse hiç video göremiyoruz” diyor.

Şunu anlayın!

Güya dünyanın en büyük askeri gücü, dünyanın en büyük hava gücüne sahip ülkesi ABD'nin, İran savunmasını kırdığı güya yedinci gününde…

İran semalarında Amerikan üstünlüğüne dair hiçbir işaret yok. Tahran veya İran'ın herhangi bir başka bölgesinin üzerinde uçan ABD ve İsrail uçaklarından hala video kayıtları yok!

Amerikan askerleri İran topraklarına ayak basmayı hayal bile edemiyor. Bu savaşın ne kadar umutsuz olduğunu anlamak için, Trump yönetiminden en akıl almaz öneri ve fikirleri duyuyoruz.

Basra Körfezi'nden ayrılan petrol tankerlerine askeri refakat göndermeyi öneriyor. Ancak bu fiili durumda tam bir saçmalık! Binlerce İran füzesinin imha bölgesine Amerikan gemileri Armegeddon dualarına sarılan ABD-İsrail ikilisi için hala hayal!

Hala Hürmüz Boğazı'ndan kimse geçemiyor. İranlılar on yıllardır buna hazırlanıyor. Gelelim Trump’ın Kürt milislerine hazırlığa onay verdiğine dair açıklamalarına…

Görünüşe göre Trump yönetimi İran haritasını hiç görmemiş! Ne kadar büyük olduğunu Pentegonda ona hatırlatacak rütbeliler hala o cesareti bulamamış olmalı. İran'ı işgal etmek ne demek!? 10.000 kişilik bir milis gücünün İran'ı işgal edebileceğini mi sanıyor olamazlar değil mi? ya da 50.000? Ya da 100.000?...

İran onları yutar.

ABD ve İsrail bu savaşı çoktan kaybetti. ABD ve İsrail milyonlarca sivili evlerinde öldürebilir. Güçlü bombaları var ve binaları havaya uçurabilirler, ama bu savaşı kazanamayacaklar.

İran'ın askeri altyapısı ve silahları İran'ın her yerinde yerin derinliklerinde bulunuyor.

Ne Amerikalıların ne de özellikle İsraillilerin bunlara ulaşma şansı yok.

Çok kötü bir durumdalar.

ABD ve İsrail’in başlattıkları işi tek başlarına bitirme şansları yok. Eğer, Avrupa ülkelerini peşlerine takmazlar ya da atom bombası atmazlarsa bütün bunlar bittiğinde, ABD asla Batı Asya'ya geri dönmeyecek. Uzun dönemli ise Orta Doğu'da Amerikan varlığı kalmayacak. Bunu size şimdiden kesin olarak söylüyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.