İran–ABD Müzakerelerinde Ne Konuşuldu? İsrail Neden Rahatsız Oldu? - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Pazar, Şubat 08, 2026

İran–ABD Müzakerelerinde Ne Konuşuldu? İsrail Neden Rahatsız Oldu?

İran ile ABD arasında beklenen müzakereler yapıldı ancak görüşmelerin içeriği sisli kaldı. Muskat’ta masa kuruldu ama neyin konuşulduğu açık biçimde paylaşılmadı. İran, durduğu yeri net biçimde gösterdi. Trump görüşmelerin “çok iyi geçtiğini” söyledi; İran ise nükleer çizgisinden geri adım atmadığını açıkladı. Balistik füzeler ve direniş hattı masaya girmedi. Bu masayı Washington’a kurduran İsrail ise ortaya çıkan tablodan memnun değil. Şimdi asıl soru şu: Bu görüşmeler bir anlaşmanın mı, yoksa yalnızca zaman kazanmanın mı ilk adımı? 

İranlı ve Amerikalı diplomatların, ABD Özel Temsilcisi ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin 6 Şubat Cuma günü İstanbul’da bir araya geleceği duyurulmuştu. Aynı kaynaklar toplantıya Katar, Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’ın da farklı formatlarda katılacağını aktarmıştı. Ancak görüşmenin adresi İran’ın talebi üzerine Umman’a kaydırıldı. Bu değişikliğin doğrudan Tahran’dan geldiği biliniyor. İran’ın adres olarak Umman’ı tercih etmesinin nedeni, Maskat’ın yalnızca bir aracı değil, fiilen müzakere sürecinin parçası olan bir aktör olarak görülmesi. 

Türkiye’de bu tercih zaman zaman milliyetçi ya da mezhepsel reflekslerle farklı yorumlansa da Umman’ın geçmişi bu tercihi açıklıyor. 2011–2015 arasında ABD–İran gizli nükleer görüşmelerine ev sahipliği yapan Umman, 2019–2023 döneminde tutuklu takaslarının ana kanalı oldu. Yemen savaşında Husiler ile Suudi Arabistan–ABD hattı arasında temas sağladı. İran–İsrail geriliminde ise doğrudan arabulucu olmadı ama tırmanmayı sınırlayan mesaj trafiğinin aktığı ülkelerden biri oldu.

6 Şubat’ta taraflar Umman’ın başkenti Muskat’ta bir araya geldi. ABD’yi Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran’ı Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi temsil etti. Görüşmelerin içeriği ayrıntılı biçimde açıklanmadı; yalnızca genel bir çerçeve paylaşıldı. 

 Bu müzakereler, ABD’nin İran’a doğrulttuğu namlular eşliğinde yürüdü. Ocak ayının ilk haftasında yola çıkan USS Abraham Lincoln uçak gemisi, İran’ın güneyine bakan açık sulara ulaştı ya da ulaşmak üzereydi. 60–65 savaş uçağı taşıyan gemiye, güdümlü füze sistemlerine sahip üç destroyer eşlik ediyordu. Kızıldeniz’de görev yapan 5. Filo’ya bağlı üç savaş gemisi de olası bir çatışmada devreye girebilecek durumdaydı. Görüşmelerden hemen önce ABD’nin Tahran’daki sanal büyükelçiliği, İran’daki ABD vatandaşlarına “Washington’un yardımına ihtiyaç duymadan çıkış planı yapmaları” çağrısı yaptı. Aynı gün Trump, İran’la ticaret yapan ülkelere ek gümrük vergileri öngören bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Oran net belirtilmese de örnek olarak yüzde 25 telaffuz edildi. 

Bu atmosferde kurulan masada görüşmeler ayrı odalarda yapıldı; Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Bedr el-Busaidi iki taraf arasında mekik diplomasisi yürüttü. Müzakere öncesinde ABD’nin, büyük ölçüde İsrail’in taleplerini yansıtan beklentileri açıktı: İran’ın nükleer programını sıfırlaması, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını devretmesi, balistik füze kapasitesini durdurması ve Hizbullah, Hamas ve Husiler’e verdiği desteği kesmesi. İran ise balistik ve füze programının kırmızı çizgi olduğunu, müzakere dışı kaldığını defalarca vurguladı. Nükleer programın tümüyle sonlandırılmasını da reddetti; zenginleştirmenin barışçıl bir hak olduğunu savundu. Arakçi, müzakere öncesi yaptığı açıklamada İran’ın “hakları konusunda sağlam durduğunu” ve kalıcı bir anlaşmanın ancak karşılıklı saygı ve eşitlikle mümkün olacağını söyledi. 

Peki masada ne konuşuldu? 

Arakçi, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada dolaylı görüşmelerin “iyi bir başlangıç” olduğunu ve yalnızca nükleer meseleyle sınırlı kaldığını söyledi. Görüşmeler altı saat sürdü. Taraflar ikinci tur için prensipte anlaştı ancak tarih belirlenmedi. İran’ın temel talebi, ekonomik ve mali yaptırımların etkin ve doğrulanabilir biçimde kaldırılmasıydı. Somut ekonomik karşılığı olmayan bir anlaşmanın Tahran açısından değer taşımadığı özellikle vurgulandı. 

İran cephesinden yapılan açıklamalara göre balistik ve hipersonik füzeler ile bölgesel direniş ekseni masaya gelmedi. Nükleer programın tamamen sonlandırılması da gündeme alınmadı. Açıklamalardan, uranyum zenginleştirme oranının düşürülmesi seçeneğinin konuşulmuş olabileceği anlaşılıyor. 

Trump ise 7 Şubat’ta Washington’dan Florida’ya giderken yaptığı açıklamada “Bolca zamanımız var, İran’la çok iyi görüşmeler yapıyoruz” dedi. Anlaşma olmazsa sonuçların sert olacağını vurguladı. Trump da ikinci tur için Şubat’ın ikinci haftasına işaret etti. Beyaz Saray ve ABD Dışişleri ise görüşmelerin “olumlu ve yapıcı bir diyalog zemini” oluşturduğunu açıkladı. Bu sürecin masada olmayan ama belirleyici aktörü İsrail. Tel Aviv resmen sürecin dışında görünse de Washington’daki karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisi müzakerelerin çerçevesini belirliyor. 

“İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin verilmeyecek” söylemi, İsrail’in yıllardır savunduğu kırmızı çizgilerin Amerikan diliyle tekrarı. İsrail açısından sorun yalnızca nükleer silah değil; İran’ın nükleer kapasiteye sahip meşru bir bölgesel aktör hâline gelmesi. Bu nedenle Tel Aviv, zenginleştirme oranının düşürülmesine değil, programın tümüyle ortadan kaldırılmasına odaklanıyor. Ancak bu talebin sahada ve diplomaside karşılığının kalmadığı artık Washington’da da biliniyor. İsrail basınında Maskat görüşmeleri “tehlikeli bir yumuşama” olarak görülüyor. 

Tel Aviv’in rahatsızlığı, müzakerelerin yalnızca nükleer başlıkla sınırlı kalması. Balistik füzeler ve direniş hattının masaya taşınamaması, İsrail açısından stratejik bir başarısızlık. Netanyahu’ya yakın çevreler Trump’ın İran’la masaya oturmasını “Obama dönemine dönüş” olarak değerlendiriyor. Onlara göre sınırlı bir nükleer uzlaşma, İsrail’in askeri müdahale seçeneğini zayıflatıyor ve İran’a zaman kazandırıyor. 

Sonuç olarak Maskat’taki masa, İsrail’in arzu ettiği türden bir masa değil. Bu süreç Tel Aviv’in değil, Washington–Tahran hattının zaman kazandığını gösteriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.