ABD iran arasındaki müzkaerelerde ABD dayattığı 3 şart yerine İran’la sadece nükleer meleleleri ele alması, en çok soykırım suçlusu Netanyahu’yu çılgına çevirdi. 18 Ocak’ta yapılacak ikili arasındaki görüşme Newyork’ta alelacele yapıldı. Ama ne bir demeç ne de ortak basın açıklaması yapıldı. Ortalık gergin….
Diğer tarafta Gazze… Gözümüz aydın… Gazze’de soykırım
işleye 100 bin kişinin katili olan fail Netanyahu, Gazze’ye barış getirecek
Barış Kurulu’nun üyesi oldu.
Masa ve Gazze üzerinden gelişmeleri paylaşacağımız videomuza başlıyoruz.
İran ile ABD arasında beklenen müzakereler 6 Şubat’ta Maskat’ta yapıldı. Trump görüşmelerin “çok iyi geçtiğini” söyledi. Ancak görüşmelerde İsrail’in dayattığı gibi ya da ABD’nin öncesinde ileri sürdüğü gibi Balistik füze ürütimlerinin durudurulması veya Hamas, Hizbullah, Yemen gibi direniş eksenlerine verilen desteğin kesilmesi ise konuşulmadı.Evet masada nükleer üretim kapasitesi vardı ancak bu ABD ve İsrail’in dayattığı gibi bu gücün durdurulması ya da başka bir ülkleye nakli değil, uranyum zengilenleştrime oranının düşürülmesi ve barışçıl amaçlarla nükleer enerjinin kullanımı konusunda İran’ın masada müzakereye başladığı anlaşılşıyor.
Durum böyle olunca eli kanlı İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu soluğu Trump’ın yanında aldı. Daha önce 18 Ocak’ta yapılması beklenen görüşme, müzakere masasında ortaya çıkan bu manzara sonrası öne alındı. İsrai Başbakanlık Ofisi “Acil” olarak görüşmenin öne çekildiğini Netanyahu’nun 11 Şubat Çarşamba günü Trump’la görüşeceğini duyurdu. Dün biraraya gelen ikili ise basına kapalı olarak görüştü. Her zaman yaptıkları gibi ortak basın açıklaması da yapmayan ikilinin gündeminde İran ve Gazze vardı. Öyle anlaşılıyor ki, İsrail’in beklentileri altında şartlarla İran’la masaya oturduğunu düşünen Netahnyahu Trump’a kızgın ve hesap sorarcasına giriştiği bu görüşmede “neden balistik silah şartını koymadın” diyerek ortaya çıkan tablodan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Trump, Beyaz Saray'da gerçekleştirilen ve yaklaşık 2,5
saat süren temasların ardından sosyal medya hesabı üzerinden görüşmelere
ilişkin açıklamada bulundu.
Trump, "Başbakan Netanyahu ve ekibi ile görüşmemi az önce sonlandırdım. Çok iyi bir görüşme oldu, ülkelerimiz arasındaki muazzam ilişkiler devam ediyor. İran'la görüşmelerin devam etmesi ve bir anlaşmaya varılıp varılamayacağının görülmesi konusunda ısrar etmem dışında kesin bir sonuca varılamadı. Başbakanı tercihimin bir anlaşmaya varılmasından yana olduğu konusunda bilgilendirdim. Eğer varılamazsa sonucun ne olacağını görmemiz gerekecek" dedi.
İsrail açısından sorun yalnızca nükleer silah değil; İran’ın nükleer kapasiteye sahip meşru bir bölgesel aktör hâline gelmesi. Bu nedenle Tel Aviv, zenginleştirme oranının düşürülmesine değil, programın tümüyle ortadan kaldırılmasına odaklanıyor. Ancak bu talebin sahada ve diplomaside karşılığının kalmadığı artık Washington’da da biliniyor.
İsrail basınında Maskat görüşmeleri “tehlikeli bir
yumuşama” olarak görülüyor. Tel Aviv’in rahatsızlığı, müzakerelerin yalnızca
nükleer başlıkla sınırlı kalması. Balistik füzeler ve direniş hattının masaya
taşınamaması, İsrail açısından stratejik bir başarısızlık.
Netanyahu’ya yakın çevreler Trump’ın İran’la masaya
oturmasını “Obama dönemine dönüş” olarak değerlendiriyor. Onlara göre sınırlı
bir nükleer uzlaşma, İsrail’in askeri müdahale seçeneğini zayıflatıyor ve
İran’a zaman kazandırıyor.
Sonuç olarak Maskat’taki masa, İsrail’in arzu ettiği türden bir masa değil. Bu süreç Tel Aviv’in değil, Washington–Tahran hattının zaman kazandığını gösteriyor.
İl turun ardından, iki taraftan da olumlu sinyaller gelmiş ve ikinci turun bir sonraki hafta yapılması için görüşmelerin sürdüğü açıklanmıştı. Soykırım mimarı ve savaş kışkırıtıcısı Netanyahu’nun Trumpla bu ara görüşmesi ardından 2. Turun ne zaman ve nerede yapılacağına bakacağız. ABD’nin varlığını Yahudilerin varlığına bağlayarak üstün ırk retoriğine her fırsatta gönderme yapmaktan çekinmeyen Netanyahu’nun Trump’la görüşmesi sonrası müzakerelerin 2. Turunda ABD’nin direksiyon kırıp kırmayacağız ve masada nelerin olacağını birlikte gözlemleyeceğiz.
Netanyahu, bir yandan İran masasında bölgeyi ataşe atmak
için elinde benzin ve çakmakla dolaşırken, diğer taraftan soykırımın faili
olmasına rağmen, Gaazze’deki barış kurulunun da üyesi oldu.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin soykırım suçundan hakkında yakalama kararı çıkardığı Binyamin Netanyahu, Trump’la yaptığı görüşme sonrası ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Beyaz Saray'ın yanındaki Blair House'ta bir araya geldi.
İsrail hükümetinin sanal medya hesaplarından yapılan
paylaşımlara göre, Netanyahu ile Rubio ve beraberindeki heyetler ikili
ilişkiler ile bölgesel meseleleri ele aldıkları bir görüşme yaptı.
Görüşmenin ardından Netanyahu, Gazze Barış Kurulu üyeliği için ülkesi adına resmen imza attı. Yani katil, katlettiği bir halka barış getiren bir güvercine dönüştü. Yerseniz.
Gazze’de Hamas’ın son israilli esirin kalıntıları vermesiyle, tüm rehineler teslim edilmiş ve Trump’ın 20 maddelik Gazze Planı kapsamında 2. Aşamaya geçildiği Gazze’de, uluslarası yönetimin göreve başlaması gündeme gelmişti. Soykırımcıyı değil de Soykırımı uğrayan halka kayyım atarayarak katilleri ödüllendiren bu süreçte oluşturulan Uluslararası İstikrar Gücü (UİG) kapsamında ilk gönüllü Endonezya oldu. Asıl işlevi bölgeyi silahsızlandırmak olarak açıklanan ancak amacı Hamas’tan silahları toplamak olan bu yapıya 59 ülke dâhil olmuştu. Kurul ilk toplantısını 19 Şubat’ta Washington’da gerçekleştirecek. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun ofisinden yapılan açıklamada, Gazze için planlanan barış gücünün 20 bin askerden oluşacağı, 8 bininin ise Endonezya tarafından gönderileceği belirtildi.
Trump’ın üyeliğine Netahyahu’yu da getirdiği Barış Konseyi’nden de bir açıklama var. Gazze Now’ın bildirdiğine göre Barış Konseyi'nden üst düzey bir yetkili: Yaygın algının aksine, Gazze'deki ateşkes çökmek üzere değil. İsrail'in ilerlemeyi engellediğine veya barış planını geciktirdiğine dair bir gösterge yok. Mart ayında silahsızlanma planı uygulamaya geçecek ve bununla birlikte istikrar gücü genişletilmeye başlayacak. Silahsızlanma, tünellerle başlayacak, sonra silah üretim tesisleri, ardından füzeler ve son olarak hafif silahlarla devam edecek.
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) Siyasi Büro Üyesi ve Sözcüsü Usame Hamdan ise ardı ardına Gazze’nin kaderiyle lgili açıklama yapan bu seslere karşılık dün bir açıklama yaptı. "Gazze üzerindeki uluslararası vesayeti reddediyoruz." Dedi. Hamdan, “Direniş silahı hakkında herhangi bir öneri almadık ve idari komiteyi desteklemeye kararlıyız”
NewYork Times’in aktardığı habere göre Hamas’a sunulan yeni teklifte, İsrail’i vurabilecek ağır silahları kurula teslim edilmesi, asayiş için de Hamas’ın Gazze’de hafif silahlar bulundurması için bir teklif gittiği iddiasına yer verildi.
Suç tanımlandı. Soykırım olarak tescillendi. Suçlu dışarıda. Cezasızlık meşrulaştırıldı. Netanyahu elindeki kanla yargı dağıtmaya devam ederken, bir de üstüne katlettiği 100 bin kişiye barış üyesi oluverdi. Kurbanları silahsızladırmak için de ilk gönüllüler öyle görünüyor ki yine Müslüman ülkelerden oluyor.
Soykırımın faili hâlâ serbest ve güç sahibi; katledilen halkın iradesi ve güvenliği, sözde barış ve istikrar mekanizmalarının gölgesinde pazarlık konusu olmaya devam ediyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.