Ateşkes Çıkmazı: ABD'nin 15 şartına, İran'dan 5 yanıt - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Perşembe, Mart 26, 2026

Ateşkes Çıkmazı: ABD'nin 15 şartına, İran'dan 5 yanıt

Savaşın gerçek yüzünü Amerikan benzin istasyonlarında, İran sokaklarında ve Tel Aviv ile Hayfa semalarında gözlemlemelisiniz

Epstein koalisyonunun liderliğini yürüten Trump, 28 Şubat’ta İsrail’le birlikte giriştiği İran saldırısısından umduğunu bulamayınca, İran çıkmazından çıkış yolu aramayı sürdürüyor.

İran’a önce 21 Mart’ta 48 saat süre verip enerji altyapısını hedef alma tehdidinde bulunan Trump, ardından bu süreyi 23 Mart’ta beş güne uzattı.

Saldırıdan bir zafer çıkaramayacağını anlayan Trump, hemen ardından İran’dan müzakere talebi geldiğini açıklayıp herkesi şaşırttı. Bu İran tarafından yalanlandı. İran, dost ülkelerin bazı notları ilettiğini, kendi duruşlarını da ilettiklerini, ancak kesinlikle müzakere yapmadıklarını açıkladı. Kısa süre sonra ABD’nin Trump’ı nobele aday gösteren, BM zirvesinde onu, tam bir barış adamı olduğunu söyleyerek övgülere boğan Pakistan lideri Şahbaz Şerif’in bu aracılığı yürtüttüğü anlaşıldı.

Yaşananlar, ABD’nin bu köprüleri kullanarak Pakistan üzerinden notlar ileterek İran'ı müzakereye çekmeye giriştiğini gösterdi. Notlar gitti geldi.

İşte bu notlar içinde kim ne istedi. ABD’nin ateşkes için ileri sürdüüğü şartlar neler oldu. Onlara bakalım.

1.       Nükleer Kapasitenin Tasfiyesi: İran, mevcut tüm nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmayı kabul eder.

2.       Nükleer Silah Yasağı: İran, hiçbir zaman nükleer silah geliştirmeyeceğine dair kesin bir taahhüt verir.

3.       Uranyum Zenginleştirme Yasağı: İran topraklarında uranyum zenginleştirme faaliyetleri tamamen durdurulur.

4.       Envanter Devri: Mevcut yaklaşık 450 kilogram %60 oranında zenginleştirilmiş uranyum, belirlenen bir takvimle UAEA'ya devredilir.

5.       Tesislerin Kapatılması: Natanz, İsfahan ve Fordo'daki nükleer tesisler tamamen devre dışı bırakılır ve mühürlenir.

6.       Sınırsız Denetim: Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (UAEA) İran genelindeki tüm sahalarda tam erişim ve şeffaf denetim yetkisi verilir.

7.       Vekil Güç Stratejisinden Vazgeçme: İran, bölgedeki "vekil güç" (milis güçleri) stratejisini sonlandırır.

8.       Milis Desteğinin Kesilmesi: Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi gruplara verilen tüm finansman, silah ve askeri eğitim desteği durdurulur.

9.       Hürmüz Boğazı'nın Açılması: Hürmüz Boğazı'nın serbest ve güvenli bir deniz koridoru olarak kalması garanti edilir.

10.   Füze Programı Kısıtlaması: İran'ın balistik füze programı, menzil ve mühimmat kapasitesi açısından uluslararası sınırlamalara tabi tutulur.

11.   Savunma Odaklı Füze Kullanımı: Gelecekteki füze geliştirme ve kullanımı yalnızca "meşru müdafaa" amaçlarıyla sınırlandırılır.

12.   Uluslararası Yaptırımların Kaldırılması: Bu şartların yerine getirilmesi karşılığında İran'a yönelik tüm uluslararası ve ABD kaynaklı yaptırımlar kaldırılır.

13.   Sivil Nükleer Enerji Desteği: ABD, İran'ın sivil nükleer programına (özellikle Buşehr nükleer santralinden elektrik üretimi) teknik destek sağlar.

14.   Snapback Mekanizmasının İptali: Yaptırımların otomatik olarak geri gelmesini sağlayan "snapback" mekanizması tehdidi ortadan kaldırılır.

15.   Hizmet ve Altyapı Desteği: (Sızan bazı raporlara göre) İran'ın ekonomik kalkınması ve sivil teknoloji altyapısı için uluslararası yardım paketleri sağlanır.

Stratejik üstünlüğe sahip olmasın rağmen bu talepler, elbette İrsan’da Sevr dayatması gibi algılandı. Ki öyle de…

Buna karşılık İran da kendi şartlarını ortaya koydu. Press TV’ye konuşan İran’lı üst düzey yetkili, İran'ın savaşı sona erdirmeyi kabul edeceği beş özel koşulu sıraladı. İran’ın ABD’ye sunduğu ateşkes şartları:

1.       Düşmanın "saldırı ve suikast" eylemlerine tamamen son verilmesi.

2.       İslam Cumhuriyeti'ne savaşın yeniden dayatılmamasını sağlayacak somut mekanizmaların kurulması.

3.       Savaş tazminatlarının ve hasar ödemelerinin garanti altına alınması ve açıkça tanımlanması.

4.       Bölge genelindeki tüm cephelerde ve tüm direniş grupları için savaşın sonu.

5.       İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini kullanması, İran’ın doğal ve yasal hakkıdır ve öyle kalacaktır; bu hak, diğer tarafın taahhütlerinin yerine getirilmesinin bir garantisini oluşturur ve tanınmalıdır.

Bu talepler de kibir imparatorluğu’nun utancına utanç katacağından kabul edilmesi mümkün değil.

Gelinen durumda ABD’nin 1 aylık geçici ateşkes talebi de İran tarafından reddedildi. Zira İran 1 aylık ateşkes talebinin zaman kazanma amacıyla ortaya atıldığını söyleyerek, kalıcı ateşkes dışındaki tüm teklifleri baştan reddediyor. İran, 1 aylık süreyi, ABD’nin kara harekâtına askeri yığına için kullanma niyetinde olduğunu söylüyor.

Buraya kadar şu net şekilde görülebiliyor: İran, işgal ve saldırı girişimlerinin tümden sonlandırılmasını talep ediyor; ABD ve İsrail ise balistik tehditle ısıramadıkları İran’ı müzakere masasında devirmek istiyor. Ancak Tahran, geçici çözümleri reddediyor ve kalıcı güvenlik garantileri olmadan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini vurguluyor.

Bu arada saldırılarda karşılıklı olarak sürüyor. 26 Mart’ta İran Devrim Muhafızları Ordusu (İDGK), Gerçek Vaat 4 Operasyonu'nun 81. dalgasında, hassas güdümlü Emad, Kaim, Hürremşah-4 ve Kadir füzelerinin işgal altındaki topraklarda 70'ten fazla noktayı vurduğunu açıkladı. İran Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Dairesi, füzelerin Hayfa, Dimona, Hayfa yakınlarındaki El-Hudriyya ve Tel Aviv'in kuzey ve güneyindeki bölgelerdeki hedefleri başarıyla vurduğunu belirtti. İran Devrim Muhafızları'nın aktardığı saha istihbaratına göre, rejimin kayıpları, özellikle İran'ın önceki üç güçlü hava saldırısının ardından önemli ölçüde arttı.

Yine bugün 82. Dalga salvolar da hemen bunu takip etti. Perşembe günü erken saatlerde başlayan ve gün boyunca devam eden saldırılarda Suudi Arabistan'ın Arifjan ve al-Kharj bölgelerindeki ABD'ye ait belirlenmiş hedefler, ABD Savunma Lojistik Merkezi (kGL), Bahreyn'in Şeyh İsa bölgesindeki Patriot radar sistemleri, ABD ordusuna ait yakıt depoları, P8 gözetleme uçakları için bir hangar, MQ-9 Reaper savaş dronları için bir hangar ve Ali al-Salem hava üssünde konuşlandırılmış dronlar için bir uydu iletişim anteni, büyük bir kamikaze dron sürüsü tarafından tahrip edildiği duyuruldu.

İran Devrim Muhafızları, Direniş Ekseni savaşçılarının son 24 saatte 230 başarılı operasyon gerçekleştirdiğini ve bu operasyonların ABD çıkarlarına ve İsrail mevzilerine karşı "en kapsamlı" operasyonlar olduğunu belirtti.

Yapılan açıklamada, ölü ve yaralıların toplam sayısının 2.500'ü aştığı belirtildi. İran Devrim Muhafızları, savaşın başlamasından bu yana Amerikan ve Siyonist hedeflere 700'den fazla füze ve 3.600 insansız hava aracı fırlatıldığını, İran'ın hava savunma sistemlerinin ise seyir füzeleri ve gelişmiş savaş uçakları da dahil olmak üzere 200'den fazla düşman uçağını önleyip imha ettiğini belirtiyor.

Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Çarşamba günü televizyonda yayınlanan bir röportajda, İran'ın mevcut politikasının, devam eden sebepsiz Amerikan-İsrail saldırganlığı karşısında direnişi sürdürmek olduğunu, gerekli güvenceler verilmediği sürece müzakereleri ve ateşkesi ise dışladığını söyledi.

İran parlamento başkanı Mohammad Baker ise savaşta ABD’ye yaklaşan ve topraklarındaki üslerden ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına engel olmayan Körfez ülkelerine de ciddi mesaj gönderdi. Özeellikle de yaklaştığı belirtilen ada işgali konusunda ABD ile birlikte hareket eden bir ülkeye…

Kalibaf, x platformundaki hesabından yaptığı açıklamada "Bazı verilere göre, İran'ın düşmanları, bölgesel ülkelerden birinin desteğiyle, İran'ın adalarından birini işgal etmek için bir operasyon hazırlıyor" diye yazdı. "Düşmanın tüm hareketleri silahlı kuvvetlerimizin gözetimi altındadır. Herhangi bir adım atmaları halinde, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapısı, sınırlama olmaksızın, acımasızca hedef alınacaktır" diye ekledi.

İran'ın adalarından birini derken hangisi söylemiyor. Ancak adı en çok konuşulan ada Hark adası elbette… ABD’nin de burayı işgal etmek için hazırlandığı belirtiliyor. Adanın tam karşısında güneybatı yönünde Suudi Arabistan kıyıları özellikle Cubeyl ve Katif bölgeleri bulunuyor.

Buna paralel yakın zamanda bazı işaretler almıştık. İlk olarak geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan önemli bir karar aldı. ABD, Suudi Arabistan’ın izniyle ülkenin İran’a yakın olan doğusundaki Prens Sultan Hava Üssü’nü, ülkenin batısındaki Taif’te bulunan Kral Fahd Hava Üssü’ne taşıma kararı almıştı.

Bu nokta hem uzakllığı hem de Hicaz Dağları'nda yer aldığı için İran'ın Kamikaze İHA'ları ve kısa menzilli füzeleri için ulaşılması çok daha zor bir konumda… Yine Kızıldeniz kıyısındaki Cidde lojistik merkezine de yakın olduğu için tercih ediliyor. Suudi yönetimi, bu üssü ABD kuvvetlerinin İran'a yönelik operasyonlarında kullanması için ilk kez açmış oldu.

Bir de Hark Adası'nın tam karşısında, El-Cubeyl bölgesinde bulunan ve Suudi Arabistan'ın Doğu Filosu'na ev sahipliği yapan ana deniz üssü var. Galibaf'ın "işgal hazırlığına destek" ile suçladığı faaliyetlerin bu bölgedeki lojistik hareketlilikle bağlantılı olduğu muhtemel.

Bu hareketlililk sürerken, 26 Mart’ta basın sözcüsünün ABD'nin bombalama harekatındaki hedeflerine "çok yakın" olduğunu söylemesinden saatler sonra Trump, İran'ın yönetimiyle müzakere ettiğini ve bir anlaşmayı "çok istediğini" tekrar etti.

Trump, Cumhuriyetçi bir bağış toplama etkinliğinde, "Anlaşma yapmayı çok istiyorlar ama bunu söylemekten korkuyorlar çünkü kendi halkları tarafından öldürüleceklerinden endişe ediyorlar. Ayrıca bizim tarafımızdan da öldürüleceklerinden korkuyorlar," dedi.

Wall Street Journal'da yayınlanan habere göre, Trump Mayıs ayında Çin lideri Xi Jinping’le planalanan görüşme öncesi savaşın sona ermesini istiyor.

Trump, Çin ile ticaret, teknoloji ve Tayvan konularında dev bir pazarlığa oturacak. Arkasında devam eden, maliyeti yüksek ve ucu açık bir Orta Doğu savaşı varken Şi Cinping karşısında "zayıf" veya "meşgul" görünmek istemiyor. Aynı haberde Trump, bu nedenle İran'da kara birliklerinin kullanılmasından da çekindiğine yer veriliyor. O halde gemilerle 3 bin-5 bin asker neden buraya taşınıyor, tabi bu sorunun da yanıtı yok.

Görünen o ki, Trump liderliğindeki "Epstein Koalisyonu", İran’ı sadece askeri bir operasyonla değil, masada bir "Sevr dayatmasıyla" teslim alma stratejisinde duvara toslamış durumda. Tahran’ın 15 maddelik ağır şartları reddedip kendi egemenlik haklarını masaya sürmesi, Washington’un bölgedeki manevra alanını daraltıyor.

Trump bir yandan Nobel adaylığı ve barış yapıcı imajıyla dünya kamuoyunu oyalarken, diğer yandan Suudi Arabistan’daki üs kaydırmaları ve Hark Adası’na yönelik işgal fısıltılarıyla "kara harekatı" kartını saklı tutuyor. Ancak Xi Jinping ile yapacağı kritik zirve öncesinde arkasında ucu açık, maliyetli ve her an kontrolden çıkabilecek bir Orta Doğu yangını bırakmak, Trump’ın "güçlü lider" imajına vurulacak en büyük darbe olabilir.

İran’ın "Gerçek Vaat 4" operasyonuyla verdiği sert askeri yanıtlar ve Körfez ülkelerine yönelik "altyapı imhası" tehditleri, savaşın sadece İran sınırları içinde kalmayacağını kanıtlıyor. Bu denklemde ABD için iki yol kalıyor: Ya İran’ın kalıcı güvenlik garantilerini kabul ederek stratejik bir geri adım atmak ya da Tel Aviv ve Hayfa semalarındaki füze trafiğinin tüm bölgeyi içine alan devasa bir kaosa dönüşmesini izlemek.

Epstein Koalisyonu’nun İran çıkmazı, sadece bir ateşkes meselesi değil; Amerikan hegemonyasının Orta Doğu’daki geleceğinin tayin edildiği tarihi bir kırılma noktasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.