Savaşın gerçek yüzünü Amerikan benzin istasyonlarında, İran sokaklarında ve Tel Aviv ile Hayfa semalarında gözlemlemelisiniz
Epstein koalisyonunun liderliğini
yürüten Trump, 28 Şubat’ta İsrail’le birlikte giriştiği İran saldırısısından
umduğunu bulamayınca, İran çıkmazından çıkış yolu aramayı sürdürüyor.
İran’a önce 21 Mart’ta 48 saat
süre verip enerji altyapısını hedef alma tehdidinde bulunan Trump, ardından bu
süreyi 23 Mart’ta beş güne uzattı.
Saldırıdan bir zafer
çıkaramayacağını anlayan Trump, hemen ardından İran’dan müzakere talebi
geldiğini açıklayıp herkesi şaşırttı. Bu İran tarafından yalanlandı. İran, dost
ülkelerin bazı notları ilettiğini, kendi duruşlarını da ilettiklerini, ancak
kesinlikle müzakere yapmadıklarını açıkladı. Kısa süre sonra ABD’nin Trump’ı
nobele aday gösteren, BM zirvesinde onu, tam bir barış adamı olduğunu
söyleyerek övgülere boğan Pakistan lideri Şahbaz Şerif’in bu aracılığı
yürtüttüğü anlaşıldı.
İşte bu notlar içinde kim ne
istedi. ABD’nin ateşkes için ileri sürdüüğü şartlar neler oldu. Onlara bakalım.
1. Nükleer Kapasitenin Tasfiyesi: İran,
mevcut tüm nükleer kapasitesini tamamen ortadan kaldırmayı kabul eder.
2. Nükleer Silah Yasağı: İran, hiçbir
zaman nükleer silah geliştirmeyeceğine dair kesin bir taahhüt verir.
3. Uranyum Zenginleştirme Yasağı: İran
topraklarında uranyum zenginleştirme faaliyetleri tamamen durdurulur.
4. Envanter Devri: Mevcut yaklaşık 450
kilogram %60 oranında zenginleştirilmiş uranyum, belirlenen bir takvimle
UAEA'ya devredilir.
5. Tesislerin Kapatılması: Natanz, İsfahan
ve Fordo'daki nükleer tesisler tamamen devre dışı bırakılır ve mühürlenir.
6. Sınırsız Denetim: Uluslararası Atom
Enerjisi Ajansı'na (UAEA) İran genelindeki tüm sahalarda tam erişim ve şeffaf
denetim yetkisi verilir.
7. Vekil
Güç Stratejisinden Vazgeçme: İran, bölgedeki "vekil güç" (milis
güçleri) stratejisini sonlandırır.
8. Milis Desteğinin Kesilmesi: Hizbullah,
Hamas ve Husiler gibi gruplara verilen tüm finansman, silah ve askeri eğitim
desteği durdurulur.
9. Hürmüz Boğazı'nın Açılması: Hürmüz
Boğazı'nın serbest ve güvenli bir deniz koridoru olarak kalması garanti edilir.
10. Füze Programı Kısıtlaması: İran'ın
balistik füze programı, menzil ve mühimmat kapasitesi açısından uluslararası
sınırlamalara tabi tutulur.
11. Savunma Odaklı Füze Kullanımı: Gelecekteki
füze geliştirme ve kullanımı yalnızca "meşru müdafaa" amaçlarıyla
sınırlandırılır.
12. Uluslararası Yaptırımların Kaldırılması:
Bu şartların yerine getirilmesi karşılığında İran'a yönelik tüm uluslararası ve
ABD kaynaklı yaptırımlar kaldırılır.
13. Sivil Nükleer Enerji Desteği: ABD,
İran'ın sivil nükleer programına (özellikle Buşehr nükleer santralinden
elektrik üretimi) teknik destek sağlar.
14. Snapback Mekanizmasının İptali:
Yaptırımların otomatik olarak geri gelmesini sağlayan "snapback"
mekanizması tehdidi ortadan kaldırılır.
15. Hizmet ve Altyapı Desteği: (Sızan bazı
raporlara göre) İran'ın ekonomik kalkınması ve sivil teknoloji altyapısı için
uluslararası yardım paketleri sağlanır.
Stratejik üstünlüğe sahip olmasın
rağmen bu talepler, elbette İrsan’da Sevr dayatması gibi algılandı. Ki öyle de…
Buna karşılık İran da kendi
şartlarını ortaya koydu. Press TV’ye konuşan İran’lı üst düzey yetkili, İran'ın
savaşı sona erdirmeyi kabul edeceği beş özel koşulu sıraladı. İran’ın ABD’ye
sunduğu ateşkes şartları:
1. Düşmanın
"saldırı ve suikast" eylemlerine tamamen son verilmesi.
2. İslam
Cumhuriyeti'ne savaşın yeniden dayatılmamasını sağlayacak somut mekanizmaların
kurulması.
3. Savaş
tazminatlarının ve hasar ödemelerinin garanti altına alınması ve açıkça
tanımlanması.
4. Bölge
genelindeki tüm cephelerde ve tüm direniş grupları için savaşın sonu.
5. İran'ın
Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini kullanması, İran’ın doğal ve yasal
hakkıdır ve öyle kalacaktır; bu hak, diğer tarafın taahhütlerinin yerine
getirilmesinin bir garantisini oluşturur ve tanınmalıdır.
Bu talepler de kibir
imparatorluğu’nun utancına utanç katacağından kabul edilmesi mümkün değil.
Gelinen durumda ABD’nin 1 aylık
geçici ateşkes talebi de İran tarafından reddedildi. Zira İran 1 aylık ateşkes
talebinin zaman kazanma amacıyla ortaya atıldığını söyleyerek, kalıcı ateşkes
dışındaki tüm teklifleri baştan reddediyor. İran, 1 aylık süreyi, ABD’nin kara
harekâtına askeri yığına için kullanma niyetinde olduğunu söylüyor.
Buraya kadar şu net şekilde
görülebiliyor: İran, işgal ve saldırı girişimlerinin tümden sonlandırılmasını
talep ediyor; ABD ve İsrail ise balistik tehditle ısıramadıkları İran’ı
müzakere masasında devirmek istiyor. Ancak Tahran, geçici çözümleri reddediyor
ve kalıcı güvenlik garantileri olmadan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini
vurguluyor.
Bu arada saldırılarda karşılıklı
olarak sürüyor. 26 Mart’ta İran Devrim Muhafızları Ordusu (İDGK), Gerçek Vaat 4
Operasyonu'nun 81. dalgasında, hassas güdümlü Emad, Kaim, Hürremşah-4 ve Kadir füzelerinin
işgal altındaki topraklarda 70'ten fazla noktayı vurduğunu açıkladı. İran
Devrim Muhafızları Halkla İlişkiler Dairesi, füzelerin Hayfa, Dimona, Hayfa
yakınlarındaki El-Hudriyya ve Tel Aviv'in kuzey ve güneyindeki bölgelerdeki
hedefleri başarıyla vurduğunu belirtti. İran Devrim Muhafızları'nın aktardığı
saha istihbaratına göre, rejimin kayıpları, özellikle İran'ın önceki üç güçlü
hava saldırısının ardından önemli ölçüde arttı.
Yine bugün 82. Dalga salvolar da
hemen bunu takip etti. Perşembe günü erken saatlerde başlayan ve gün boyunca
devam eden saldırılarda Suudi Arabistan'ın Arifjan ve al-Kharj bölgelerindeki
ABD'ye ait belirlenmiş hedefler, ABD Savunma Lojistik Merkezi (kGL), Bahreyn'in
Şeyh İsa bölgesindeki Patriot radar sistemleri, ABD ordusuna ait yakıt
depoları, P8 gözetleme uçakları için bir hangar, MQ-9 Reaper savaş dronları
için bir hangar ve Ali al-Salem hava üssünde konuşlandırılmış dronlar için bir
uydu iletişim anteni, büyük bir kamikaze dron sürüsü tarafından tahrip edildiği
duyuruldu.
İran Devrim Muhafızları, Direniş
Ekseni savaşçılarının son 24 saatte 230 başarılı operasyon gerçekleştirdiğini
ve bu operasyonların ABD çıkarlarına ve İsrail mevzilerine karşı "en
kapsamlı" operasyonlar olduğunu belirtti.
Yapılan açıklamada, ölü ve
yaralıların toplam sayısının 2.500'ü aştığı belirtildi. İran Devrim
Muhafızları, savaşın başlamasından bu yana Amerikan ve Siyonist hedeflere
700'den fazla füze ve 3.600 insansız hava aracı fırlatıldığını, İran'ın hava
savunma sistemlerinin ise seyir füzeleri ve gelişmiş savaş uçakları da dahil
olmak üzere 200'den fazla düşman uçağını önleyip imha ettiğini belirtiyor.
Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi,
Çarşamba günü televizyonda yayınlanan bir röportajda, İran'ın mevcut
politikasının, devam eden sebepsiz Amerikan-İsrail saldırganlığı karşısında
direnişi sürdürmek olduğunu, gerekli güvenceler verilmediği sürece müzakereleri
ve ateşkesi ise dışladığını söyledi.
İran parlamento başkanı Mohammad
Baker ise savaşta ABD’ye yaklaşan ve topraklarındaki üslerden ABD’nin İran’a
yönelik saldırılarına engel olmayan Körfez ülkelerine de ciddi mesaj gönderdi.
Özeellikle de yaklaştığı belirtilen ada işgali konusunda ABD ile birlikte
hareket eden bir ülkeye…
Kalibaf, x platformundaki
hesabından yaptığı açıklamada "Bazı verilere göre, İran'ın düşmanları,
bölgesel ülkelerden birinin desteğiyle, İran'ın adalarından birini işgal etmek
için bir operasyon hazırlıyor" diye yazdı. "Düşmanın tüm hareketleri
silahlı kuvvetlerimizin gözetimi altındadır. Herhangi bir adım atmaları
halinde, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapısı, sınırlama olmaksızın,
acımasızca hedef alınacaktır" diye ekledi.
İran'ın adalarından birini derken
hangisi söylemiyor. Ancak adı en çok konuşulan ada Hark adası elbette… ABD’nin
de burayı işgal etmek için hazırlandığı belirtiliyor. Adanın tam karşısında güneybatı
yönünde Suudi Arabistan kıyıları özellikle Cubeyl ve Katif bölgeleri bulunuyor.
Buna paralel yakın zamanda bazı
işaretler almıştık. İlk olarak geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan önemli bir
karar aldı. ABD, Suudi Arabistan’ın izniyle ülkenin İran’a yakın olan doğusundaki
Prens Sultan Hava Üssü’nü, ülkenin batısındaki Taif’te bulunan Kral Fahd Hava
Üssü’ne taşıma kararı almıştı.
Bu nokta hem uzakllığı hem de Hicaz
Dağları'nda yer aldığı için İran'ın Kamikaze İHA'ları ve kısa menzilli füzeleri
için ulaşılması çok daha zor bir konumda… Yine Kızıldeniz kıyısındaki Cidde
lojistik merkezine de yakın olduğu için tercih ediliyor. Suudi yönetimi, bu
üssü ABD kuvvetlerinin İran'a yönelik operasyonlarında kullanması için ilk kez
açmış oldu.
Bir de Hark Adası'nın tam
karşısında, El-Cubeyl bölgesinde bulunan ve Suudi Arabistan'ın Doğu Filosu'na
ev sahipliği yapan ana deniz üssü var. Galibaf'ın "işgal hazırlığına
destek" ile suçladığı faaliyetlerin bu bölgedeki lojistik hareketlilikle
bağlantılı olduğu muhtemel.
Bu hareketlililk sürerken, 26
Mart’ta basın sözcüsünün ABD'nin bombalama harekatındaki hedeflerine "çok
yakın" olduğunu söylemesinden saatler sonra Trump, İran'ın yönetimiyle
müzakere ettiğini ve bir anlaşmayı "çok istediğini" tekrar etti.
Trump, Cumhuriyetçi bir bağış
toplama etkinliğinde, "Anlaşma yapmayı çok istiyorlar ama bunu söylemekten
korkuyorlar çünkü kendi halkları tarafından öldürüleceklerinden endişe
ediyorlar. Ayrıca bizim tarafımızdan da öldürüleceklerinden korkuyorlar,"
dedi.
Wall Street Journal'da yayınlanan
habere göre, Trump Mayıs ayında Çin lideri Xi Jinping’le planalanan görüşme
öncesi savaşın sona ermesini istiyor.
Trump, Çin ile ticaret, teknoloji ve Tayvan konularında dev
bir pazarlığa oturacak. Arkasında devam eden, maliyeti yüksek ve ucu açık bir
Orta Doğu savaşı varken Şi Cinping karşısında "zayıf" veya
"meşgul" görünmek istemiyor. Aynı haberde Trump, bu nedenle İran'da
kara birliklerinin kullanılmasından da çekindiğine yer veriliyor. O halde
gemilerle 3 bin-5 bin asker neden buraya taşınıyor, tabi bu sorunun da yanıtı
yok.
Görünen o ki, Trump liderliğindeki "Epstein
Koalisyonu", İran’ı sadece askeri bir operasyonla değil, masada bir
"Sevr dayatmasıyla" teslim alma stratejisinde duvara toslamış
durumda. Tahran’ın 15 maddelik ağır şartları reddedip kendi egemenlik haklarını
masaya sürmesi, Washington’un bölgedeki manevra alanını daraltıyor.
Trump bir yandan Nobel adaylığı ve barış yapıcı imajıyla
dünya kamuoyunu oyalarken, diğer yandan Suudi Arabistan’daki üs kaydırmaları ve
Hark Adası’na yönelik işgal fısıltılarıyla "kara harekatı" kartını
saklı tutuyor. Ancak Xi Jinping ile yapacağı kritik zirve öncesinde arkasında
ucu açık, maliyetli ve her an kontrolden çıkabilecek bir Orta Doğu yangını
bırakmak, Trump’ın "güçlü lider" imajına vurulacak en büyük darbe
olabilir.
İran’ın "Gerçek Vaat 4" operasyonuyla verdiği sert
askeri yanıtlar ve Körfez ülkelerine yönelik "altyapı imhası"
tehditleri, savaşın sadece İran sınırları içinde kalmayacağını kanıtlıyor. Bu
denklemde ABD için iki yol kalıyor: Ya İran’ın kalıcı güvenlik garantilerini
kabul ederek stratejik bir geri adım atmak ya da Tel Aviv ve Hayfa
semalarındaki füze trafiğinin tüm bölgeyi içine alan devasa bir kaosa
dönüşmesini izlemek.
Epstein Koalisyonu’nun İran çıkmazı, sadece bir ateşkes meselesi değil; Amerikan hegemonyasının Orta Doğu’daki geleceğinin tayin edildiği tarihi bir kırılma noktasıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.