Bir önceki yayınımızda 78. ve 79. dalga saldırılardan bahsederken İran, arka arkaya İsrail'i ve bölgedeki ABD unsurlarını hedef almaya devam ediyor.
Bugün sabah erken saatlerde de İran Devrim Muhafızları Ordusu (İDGK), kararlı misilleme operasyonu Gerçek Vaat 4'ün 80. dalgasını gerçekleştireceğini duyurdu. Bu kez operasyon, işgal altındaki toprakların kuzey kesimindeki stratejik noktaları ve askeri merkezleri hedef almanın yanı sıra, bölgedeki Amerikan karakollarını da vurdu.
Bir ülkenin yılda birkaç kez yaptığı uzay fırlatmalarını İran adeta günlük rutine çevirmiş durumda. Her füze, atmosferin üst katmanlarına tırmanan bir uzay roketi gibi yükseliyor; hız, itki ve mühendislik açısından bakıldığında bu sistemler sadece askerî değil, aynı zamanda ileri düzey bir teknoloji gösterisi sunuyor.
Buradaki asıl çarpıcı nokta şu: Bu kapasite yalnızca bir saldırı aracı değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir üretim ve operasyon kabiliyetinin göstergesi. Ne İsrail ne United States bu yoğunlukta ve süreklilikte bir balistik salvo pratiği sergiliyor.
Yani her fırlatma tek başına bir mesaj: Bu, anlık bir güç gösterisi değil; sistematik, planlı ve derin bir kapasitenin sahaya yansıması.
Evet, bugünkü salvolar İsrail'in Lübnan'a yönelik giriştiği artan saldırıların ortasında gerçekleşti. Biliyorsunuz İsrail ordusu son olarak önceki gün Güney Lübnan'ı kuzeye bağlayan Litani Nehri üzerindeki 7 köprüyü havaya uçurmuştu. Lübnan’a yönelik saldırıları artıran işgal ordusu yüzlerce sivil yerleşimi moloz yığınına çevirirken, Lübnan Sağlık Bakanlığı ve yerel kaynakların son raporlarına göre can kaybı 1.072'ye, yaralı sayısı 2 bin 740’a ulaştı.
İsrail Hava Kuvvetleri başkent Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine ve Aley ilçesine yoğun hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor. Lübnan'ın güneyi ise tamamen abluka altına alınmış durumda. Lübnan'da zorla yerinden edilen kişilerin sayısı resmî verilere göre 1 milyon 160 bini aşmış durumda.
İran'ın İsrail'e yönelik başlattığı son saldırı dalgası ise İsrail saldırganlığına yanıt olarak gerçekleşti. Devrim muhafızlarından yapılan açıklamada yeni dalganın, “Hizbullah direniş hareketinin Güney Lübnan sakinlerine karşı yürüttüğü "gurur verici taarruzları" desteklemek amacıyla Kolordu Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. İsrail’in kuzey bölgelerinde bulunan stratejik noktalar ve askerî merkezlerin hedef alındığı açıklandı. Toplanma noktalarının hedef alındığı misillemede ağır füze ve insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtildi.
İran Devrim Muhafızları ayrıca Tel Aviv, Kiryat Shmona ve Bnei Brak dâhil olmak üzere işgal altındaki merkezî bölgelerdeki hedeflerin yanı sıra Kuveyt'teki Ali al-Salem ve Arifjan, Ürdün'deki al-Azraq ve Bahreyn'deki Şeyh İsa ABD askerî üslerinin sıvı ve katı yakıtlı hassas füzeler ve saldırı dronlarıyla vurulduğunu belirtti.
Channel 12 muhabiri Yossi Cohen, sosyal medya hesabında Bnei Brak’ta Lojistik Komutanlığı askerlerinin görev sırasında saldırıya uğradığını duyurdu.
Diğer taraftan bugüne damgasını vuran diğer bir gelişme de Irak’ta yaşandı. Anbar'da Haşdi Şabi'ye ait bir karargâha düzenlenen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği hava saldırısının ardından Irak Ulusal Güvenlik Bakanlar Konseyi olağanüstü toplandı. Konsey, ABD ile İsrail'in İran yanlısı Haşdi Şabi örgütü mevzilerini hedef alan saldırıların artması üzerine Haşdi Şabi'ye ve güvenlik güçlerine saldırılara karşılık verme yetkisi verdi.
Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı Sözcüsü Sabah el-Numan tarafından yapılan yazılı açıklamada, güvenlik güçlerinin anayasa ve yasalar çerçevesinde görevlerini yerine getirdiği belirtildi. Bu çerçevede İran yanlısı Haşdi Şabi örgütünün de ulusal güvenlik sisteminin temel unsurlarından biri olduğu ve bu kapsamda söz konusu yapıya bağlı unsurların da hukuk dışına çıkmasına izin verilmeyeceği vurgulandı.
Konsey, Irak'ın egemenliğine yönelik ihlaller ve güvenlik kurumlarına ait hedeflere düzenlenen saldırılar karşısında özellikle savaş uçakları ve insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirilen saldırılara karşı "meşru müdafaa hakkı" kapsamında gerekli karşılığın verilmesine karar verdi.
Toplantıda Irak Dışişleri Bakanlığı'nın saldırılarla ilgili olarak Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'ne şikâyette bulunması, saldırıların durdurulması ve kınanması çağrısı yapması kararı alındığı bildirildi.
Ayrıca ABD'nin Irak Maslahatgüzarı Joshua Harris ile İran'ın Bağdat Büyükelçisi Muhammed Kazım El-Sadık'ın Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak Anbar vilayeti ve diğer bölgelerde Haşdi Şabi karargâhları ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) başkenti Erbil'deki Peşmerge güçlerine yönelik saldırılar nedeniyle resmî protesto notası verilmesi karara bağlandı.
Peki, müzakereler ne aşamada? Bir de buna bakalım. Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt, ABD ile İran arasında çelişkili açıklamalar yapıldığı görüşmelere ilişkin konuştu.
Leavitt, "Bunlar hassas diplomatik görüşmelerdir ve ABD basın aracılığıyla müzakere yürütmeyecektir. Bu değişken bir süreç; toplantılara ilişkin spekülasyonlar Beyaz Saray tarafından resmî olarak duyurulmadan kesin olarak kabul edilmemeli" dedi.
Trump ise İran'a yönelik saldırılara ilişkin, "İran'da muazzam bir başarı elde ediyoruz. İran'da doğru kişilerle konuşuyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar. Ne kadar çok istediklerini tahmin bile edemezsiniz. İran'la müzakere hâlindeyiz. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Yardımcısı James David Vance ve diğer kişilerle görüşüyorlar. Karşı taraf bir anlaşma yapmak istiyor" dedi.
Trump, İran'ın USS Abraham Lincoln uçak gemisine 100 füze fırlattığını ve hepsinin imha edildiğini açıkladı.
"Gazeteleri okursanız zor bir savaş verdiğimizi sanırsınız. Oysa biz Tahran üzerinde serbestçe dolaşıyoruz ve istediğimizi yapabiliyoruz. İran'da gerçek bir rejim değişikliği yaşadık. Bu bir rejim değişikliği çünkü liderler, başlangıçta tüm o sorunlara neden olanlardan tamamen farklı.
Bugün muazzam bir değere sahip büyük bir hediye aldık. Petrol ve doğal gazla ilgiliydi. Doğru insanlarla muhatap olduğumuzu görüyoruz. Sanırım buna son vereceğiz, kesin bir şey söyleyemem ama bu savaşı kazandık."
Trump satranç kazandığını ilan ediyor ama tahtada taşlar hâlâ hareket hâlinde. Hatta rakip, vezirini ileri sürmüş durumda. Yani oyun bitmemişken “şah mat” diye bağırmak gibi.
Bu “hediye” söylemi, sahadaki güç dengesini değil, yalnızca iç kamuoyuna psikolojik üstünlük göstermeye yönelik bir illüzyondan ibaret. Her saldırı, her misilleme bu sözlerin yalanını gözler önüne seriyor ve Trump’ın masada elinin güçlü olduğunu ilan etme çabasını sahada doğrulamıyor.
Elbette müzakere masası hâlâ tamamen İran’ın inisiyatifinde. Trump’ın “beni aradılar, çok istekliler” gibi kibir taşan sözleri, İran’ı yalan üzerine kurulu sahte bir müzakereye çekme yemi de olabilir. Çıkmazdaki Trump, böyle bir manipülasyonla, yalanla başlattığı müzakere söylentisini gerçek anlamda İran’ı masaya çekmek için tezgâhlamış da olabilir. Zira ilk aşamada ortada hiçbir şey yokken Trump’ın müzakere açıklaması sonrası bunu görev bilen Pakistan, İran’la temas kurup telefon trafiğine başlamıştı. İran, müzakerenin hiçbir biçimde olmadığını dile getirip Pakistan ve diğer muhataplarla not alışverişi yapıldığını ancak müzakerenin olmadığını defalarca duyurdu. Bir anlamda Trump’ın yalanı ile İran müzakere masasına doğru çekilmeye çalışılıyor da diyebiliriz. İran bunu fark etmedi mi…
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Trump’ın bunu yükselen petrol fiyatlarını dizginlemek için uydurduğu bir yalan olduğunu söylemişti. Ama ben asıl niyetin fiyatları kontrolden çok, onurlu ve kibirli bir çıkış için Trump’ın İran’ı müzakereye çekme amacıyla kurguladığı yalanlar dizisinin bir parçası olduğunu düşünüyorum.
Keza İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargâhı Sözcüsü İbrahim Zülfikari de bugün yaptığı açıklamada Trump'ın İran'daki bazı yetkililerle müzakere hâlinde oldukları iddiasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Başarısızlığınızı bir anlaşma olarak adlandırmayın" diyerek bu noktaya işaret etti.
Trump’ın tüm şovları ve “hediye” söylemleri, İran’ı müzakere masasına çekmek için kurgulanmış bir tiyatronun sahne dekorlarıydı. Beyaz Saray’ın kibirli naraları sahadaki gerçekliği değiştirmiyor; ABD kendi başına bir stratejik çıkmazda. İran ise her gün fırlattığı katı ve sıvı yakıtlı balistik füzeleri adeta bir uzay mekiği gibi atmosfere gönderiyor, sahadaki inisiyatifi tamamen elinde tutuyor. Bu füzeler yalnızca bir caydırıcılık aracı değil, aynı zamanda sistematik üretim ve operasyon kabiliyetinin göstergesi, bir teknoloji ve güç mesajı. Trump’ın sözleri iç kamuoyuna psikolojik üstünlük ilan etme çabasından öteye geçmiyor; sahada ise füzelerin yükselişi ve misillemeler ABD’yi sürekli geri çekilmek zorunda bırakıyor. Sonuçta tiyatro sahnesi kurulmuş olabilir ama sahadaki her füze ve her operasyon İran’ın üstünlüğünü kanıtlıyor. ABD, sahadaki tablo karşısında hâlâ bir acemi astronot gibi elleri cebinde bekliyor, çıkmaz bir vakada kalmış durumda.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.