Trum Geri Adım Attı: Masaya Doğru Adım Adım - Orhan Turan

Gazeteci Orhan Turan'ın kişisel sitesi

Salı, Mart 24, 2026

Trum Geri Adım Attı: Masaya Doğru Adım Adım

ABD ve İsrail’in İran yönelik saldırılarında 23 gün geride kaldı.

3 hafta sonunda elleri boş İran’dan aldığı darbelerle sersemleyen suç ortakları, amaçlarına ulaşamayınca oyun üstüne oyun kurmaya devam ediyor.

Son olarak Hürmüz boğazını açması için İran’a 48 saat süre veren aksi takdirde ülkenin tüm enerji altyapısını yok etmekle tehdit eden Trump, İran’ın reste rest çekmesi sonucu önce anlaşma sinyali verdi, ardından da 48 saati 5 güne çıkardı.

Kumarbazlığı ile nam salan Trump, İran’ın olası bir saldırı karşısında tüm körfez bölgesindeki altyapıyı hedef alacağını açıklaması karşısında açıkça geri adım atmış oldu. 

Bugün 23 Mart 2026…

Soykırımcı İsrail’in Büyük İsrail hayallerini gerçekleştirmek için tasmasından tuttuğu ABD’yi de peşine takarak giriştiği İran’a yönelik saldırılarda yine önemli bir eşikteyiz. 

İran Devrim Muhafızları bugün misilleme operasyonunun bir parçası olan Gerçek Vaat-4 Operasyonu kapsamında 76. saldırı dalgasını başarıyla gerçekleştirdiğini duyurdu.

Açıklamada, operasyon sırasında insansız hava araçlarının, sıvı yakıtlı Kıyam ve katı yakıtlı Zülfikar füzeleriyle birlikte, ABD’ye ait 5. Filo üssü, El-Dhafra, Victoria ve Prens Sultan üslerini vurduğunu belirtildi.

Saldırılar kapsamında İsrail’de ise Tel Aviv, Aşkelon, Hayfa ve Guş Dan'daki askeri altyapısı da Hayber Şekan ve Kıyam gibi ağır, katı-sıvı ve seyrüsefer yapılabilen füzelerle hedef alındı. 

Sabah saatlerinde Kara Kuvvetleri'ne bağlı insansız hava aracı birimi ise Irak Kürt Bölgesel yönetimine bağlı Erbil'de bulunan ayrılıkçı örgütlerin mevzileriyle ve toplanma yerlerini hedef aldığını duyurdu. Açıklamada, operasyonun İran'ın düşmanlara karşı düzenlediği 75. misilleme saldırıları dalgasının bir parçası olarak gerçekleştirildiği belirtildi. 

Bu arada, İran Devrim Muhafızları (IRGC), İran'ın 75. saldırı dalgasının, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail birliklerinin yeni askeri konuşlanmalarını ve saklanma yerlerini hedef aldığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, ABD'li saldırganların konuşlanmaları ve İran karşıtı hava saldırıları için önemli bir merkez olan Suudi Arabistan'ın El-Harj kentindeki Prens Sultan Hava Üssü'ne de balistik füzeler fırlatıldığı belirtildi. 

İran basınında yer alan değerlendirmeye göre, İran'ın iki gün önce işgal altındaki toprakların güney kesimindeki Dimona ve diğer hedeflere karşı gerçekleştirdiği başarılı operasyonları, İsrail kara kuvvetlerinin konuşlandırılmasındaki değişikliğin sağladığı bu koordinasyonun doğrudan bir sonucu olarak gösterdi. Press TV’ye konuşan kaynak, Hizbullah saldırıları nedeniyle İsrail’in hava savunma sistemlerinin bir bölümünü kuzeye kaydırdığını, bu nedenle güneyde hava savunma sistemlerinin zayıf kaldığına yer verdi. Aynı kaynağa göre İran’ın son saldırılarında isabet oranının artmasında, bu durum da etkili oldu. 

Savaşın İsrail ve ABD cephesinde ise Tahran, dün gece saatlerinde savaşın başlangıcından bu yana en ağır hava saldırısına uğradı. Al Jazeera Arapça'nın Tahran muhabiri Şuayb al-Asa’nın aktardığına göre İran başkentindeki patlamaların büyüklüğü ve şiddetinin, özellikle şehrin doğu kesiminde, "emsalsiz" olduğunu bildirdi.

El-Asa'nın belirttiğine göre, İran hava savunma sistemleri şehrin doğu kesiminde aktif hale getirildi; bu da İran'ın, şehrin o bölgesinde dolaşan ABD-İsrail insansız hava araçlarına karşılık verdiğinin bir göstergesi. 

Gelelim Trump’ın 48 saatlik ültimatomuna 

ABD Başkanı Donald Trump, İran İslam Cumhuriyeti'nin misilleme olarak bölgedeki tüm enerji ve elektrik tesislerinin hedef alınacağı uyarısının ardından, İran'ın enerji santrallerine yönelik 48 saatlik ültimatomundan geri adım attı.

Trump, Truth adlı sosyal medya platformunda yaptığı bir paylaşımda, ABD ve İran'ın "Ortadoğu'daki düşmanlıklarımızın tamamen ve kesin olarak çözülmesi konusunda son iki gündür çok iyi ve yapıcı görüşmeler yaptığını" iddia etti. 

ABD Başkanı ayrıca, müzakerelerin sonucuna bağlı olarak, İran'ın elektrik üretim altyapısına yönelik tüm askeri saldırı planlarının beş gün ertelenmesi için Pentagon'a talimat verdiğini söyledi.

"Devam eden toplantı ve görüşmelerin başarılı olması şartıyla, Savaş Bakanlığı'na İran'ın enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik her türlü askeri saldırıyı beş günlük bir süre için erteleme talimatı verdim" diyen yetkili, İran ile görüşmelerin hafta boyunca devam edeceğini belirtti. 

Trump, Palm Beach'te gazetecilere yaptığı açıklamada ise ABD ve İran'ın "önemli bir mutabakat noktası" olduğunu söyledi. BBC’nin aktardığına göre Air Force One'ın yanında konuşan Trump, görüşmelerin "çok verimli" geçtiğini ve danışmanı Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner'ın da görüşmelere dahil olduğunu söyledi. “Görüşmelerin nereye varacağını göreceğiz," diyor. "Önemli noktalarda hemfikiriz; neredeyse tüm noktalarda hemfikir olduğumuzu söyleyebilirim" dedi Trump…

Başkan, ABD'nin "üst düzey bir kişiyle" görüştüğünü ancak yeni dini liderle görüşmediğini belirterek, "Hayatta olup olmadığını bilmiyoruz" diye ekledi. 

Ne dedi başka

ABD Başkanı daha sonra İran'ın barış karşılığında nükleer silah programı planlarından vazgeçmeyi kabul edebileceğini öne sürdü.

"Yarın sabah, onların saatine göre bir zamanda, yapımı 10 milyar dolardan (7,5 milyar sterlin) fazla maliyete sahip olan en büyük elektrik üretim santrallerini havaya uçurmayı bekliyorduk," diyor. 

"Çok iyi bir projeydi, para sıkıntısı yoktu. Tek bir hamlede her şey bitti. Çöktü. Bunu neden istesinler ki?" 

"Yani onlar aradı, ben aramadım. Onlar aradı. Bir anlaşma yapmak istiyorlar," diyor Trump. 

"Ve biz bir anlaşma yapmaya çok istekliyiz. İyi bir anlaşma olmalı ve artık savaşlar olmamalı, nükleer silahlar olmamalı." 

"Artık nükleer silahları olmayacak. Bunu kabul ettiler. Ama bu tür şeylerle ilgili hiçbir anlaşma yok," diye ekliyor. 

Ne dediği belli olmayan, inişli çıkışlı, git-gelli; dinlemesi, okuması bile işkenceye dönen bir söylem. Eğer dünya 3. Dünya savaşına girecek olsaydı bunun kararı işte ancak böyle bir kafadan çıkabilirdi. 

Bu noktada tablo net: sahada sertleşen, masada ise oyalanan bir süreç işliyor. İran açısından en kritik risk, askeri üstünlüğü kısmen dengelediği bir aşamada yeniden müzakere tuzağına çekilmesi. 

Çünkü bu ilk değil. İran daha önce de müzakere sürecindeyken hedef alındı, anlaşmalar fiilen sahada ihlal edildi. Diplomasi, zaman kazanma ve pozisyon güçlendirme aracı olarak kullanıldı. 

Diğer tarafta ise İsrail gerçeği var. İsrail, girdiği hiçbir çatışmada müzakereyi bağlayıcı bir zemin olarak görmedi. Ateşkesleri geçici taktik olarak kullandı, sahada avantaj yakaladığında ise anlaşmaları fiilen yok saydı. 

Bugün Trump’ın geri adım gibi görünen “5 gün erteleme” çıkışı da bu çerçevede okunmalı. Bu bir barış iradesinden çok, sahadaki riskleri yeniden hesaplama ve zaman kazanma hamlesi. 

Dolayısıyla İran için asıl soru şu: Sahada elde ettiği dengeyi masada kaybeder mi? 

Eğer geçmiş tecrübeler belirleyici olacaksa, İran’ın yeniden aynı senaryoya çekilme ve kritik bir anda vurulma riski ciddi şekilde masada duruyor. 

Trump’ın ileri sürdüğü gibi İran, ateşkes için görüşmeler yürütüyor mu?

Yürütüyorsa, yine Trump’ın ileri sürdüğü gibi uranyum zengileştirmeyi durdracak mı, zenginleştirilmiş olan 400 kilogram uranyumu elinden çıkarmayı kabul edecek mi. Bu talepler Trump’ın…

İran ise kalıcı bir ateşkes için güvence ve sebepsiz saldırıya maruz kaldığı için de yaşatılan zarar için tazminatı bir anlaşma için şart koşuyordu.

İran, nasıl bir tutum alacak?

Buraya kadar, ABD, İran’ın yutamayacağı kadar büyük bir lokma olduğunu anladı.

İsrail ise ABD’siz bir hiç olduğunu… Hatta ABD ile birlikte dahi olsa kibirli amaçlarına ulaşamayacağını kavradı.

Bir yanda da ABD hegemonyasının orta doğudaki varlığı, önceki videomda belirttiğim gibi  çöküşten önceki son durakta olduğunu gösterdi. 

Ancak bu, geri adım attıkları anlamına gelmiyor. 

Asıl risk şimdi başlıyor. 

Çünkü sahada başaramadıklarını, masada elde etmeye çalışacaklar. Ve tarih gösteriyor ki bu masalar çoğu zaman anlaşma değil, tuzak üretir. 

Önümüzdeki günler, füzelerden çok daha tehlikeli bir süreci işaret ediyor: Diplomasi adı altında yürütülen stratejik kuşatma. 

Ve İran için belirleyici soru hâlâ aynı: Direndiği savaşı, yanlış bir anlaşmayla kaybeder mi?”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren mesajlar silinecektir.